25 Şubat 2009 Çarşamba

3 Kardeşin Ortancası, Çırpı Bacaklı Bir Başbelası

Dedim ya Evren mimlemiş, kaçış yok çocukluk anılarımdan başlayalım.

Anneme sordum "nasıl bir çocuktum ben?", dedi "başbelası bir erkek Fatma'ydın. Ne zaman sokağa çıksan yüreğim hoplardı".

Kendime sordum. Dedi:

3 kardeşin ortancası,
çırpı bacaklı
tam bir başbelası
çok sakardır,
çok da meraklı,
aman ha uzak durun
ayaklı felakettir kendisi

Çocukluğum... Dinlemek yerine deneyerek öğrendiğim yaşlarım.

Önce bir bakış attım ilk beş yaşıma, aklıma geldi neler neler...

1. Jilet keser, kanatır.
Babamın bir kutusu var. İçinde incecik jiletler. O vakitler tek kullanımlık traş bıçakları yok. Bu jiletler kullanılıyor. Babam bu jiletlerle traş olma haricinde bir de kalemlerini açıyor. Öyle güzel oluyor ki kalemlerin uçları sivri sivri. Gizlice aşırıyorum bir jilet, bir de kalem. Yemek masasının altına da saklandı mıydım kimseler görmez. Daha ilk denemede kan kırmızı, jilet kesiği çok ama çok acı.

2. Ütü yakar, acıtır.
Babamın kumaş mendilleri var. Her gün yenisini alır yanına. Ütülü olmalıdır hep ve özel katlanmış. Öğrendim ya o özel katlamayı, ütülemeyi de ille ki beceririm. İyi de kumaşa sürmeli kızgın ütüyü parmağa değil. Kocaman bir baloncuk oluşur yanan yerde. Annem der "içi su dolu onun aman elleme". "Su dolu madem iğne batırsak patlar mı" derim. Hiç ama hiç akıllanmam.

3. Burna yabancı madde sokmak başa ciddi dertler açar.
Ablamla balkonda çiğdem yiyoruz. Siz çekirdek dersiniz ona biz çiğdem. Birden ablam bir oyuna başlıyor. Burnuna bir çiğdem sokuyor, sonra da çıkarıyor. Güzel bir oyunmuş diyorum ben de oynamaya başlıyorum. Bir çiğdem de ben sokuyorum burnuma ama yok onun gibi çıkaramıyorum. Annem zor yetişiyor, kaptığı gibi beni götürüyor doktor Şahap amcaya.

4. Bıngıldak ne demek
Bir gün apartmanımıza yeni bir bebek getirdi komşumuz Şengül abla. Anneme tutturdum bebeği göreceğim diye. Dayanamadı ısrarlarıma sonunda annem götürdü beni bir akşam Yunus bebeğe. Küçücük, başı kabak bir şeydi. Başını okşamak istedim ama annem hızla çekti elimi, “bıngıldak” diye bir şey olurmuş bebeklerde, işte o yüzden dokunulmazmış başlarına. 4 yaşımda Yunus bebekten öğrendim bıngıldağı ve bir de çocuk cennetini. Çocuk cennetine gitti demişti annem bir sonraki soruşumda o küçük bebeği ve ben bıngıldağına dokunduğum için gitti sanmıştım.

4,5 yaşındaydım ablam okula başladı. Kardeşim çok ufaktı, sıkıcıydı. Bilgisayar denilen şey nedir duymamıştık bile, televizyon desen ancak akşam oldu mu başlardı bayrak töreniyle. Ben de yeni bir oyun buldum kendime. Evden kaçıp kaçıp ablamın okuluna gidiyordum. Sonunda dayanamadı annem ve ertesi sene mecbur beni de yazdırdı okula. Ajax isimli çizgi romandan öğrenmiştim bile ben çoktan yazı yazmayı.


Bir de sıkımuyettin diye birşey vardı o yıllarda, büyüklerimiz sıkıyönetim derdi. Biz ki korkusuzca sokakta büyüyen son dönemin çocuklarıydık ama akşamları eve erken girmeliydik artık.

Meraklıydım hep, sökmüştüm bir gün radyoyu. Televizyona da sıra gelmişti ki arkasındaki kuru kafa şeklindeki uyarıdan korkup bırakmıştım kılpayı.

Güzel İzmir'de güzel bir çocukluktu benimki. Öyle çok anı var ki hangi birini anlatmalı... Son olarak; benim için çocukluğum demek en çok da babam demek. Bir gün anlatırım belki sizlere de Tarık babayı.

Mim'in bir de kuralı vardı şimdi hatırladım. Madem ki dönmüş yazılarıyla aramıza, bu mim de gitsin öyleyse Pırıtılı Cadı'ya.



4 yorum:

Evren dedi ki...

canım bi de alçıda kalem kapağı unttuğun güzel günlerin vardır senin... bak şimdi hatırladım o sahi 20 yaşındaydı. bunlar ise çocukluk anıları... allahım dedim okurken iç mi değişmez bir insan...şaşkınsın işte en kovasından :)

Ablan dedi ki...

Bir de sana "giyme, giyersen de sobaya yaklaşma" dediğim, ama yine de güzelim yeşil anorağımı giyip sobaya yapıştığın günü unutmuşsun ablacığım :)

Şaka bir yana, çok duygulandım okurken yazdıklarını. Nasıl hatırladığına hep şaşırıyorum bunları. Ben neredeyse hiç bir şey anımsamıyorum çocukluğumla ilgili... Ne tuhaf. Belki düşünmediğimden, belki anımsamak istemediğimden, belki de çok çabuk büyüdüğümden... Ama iyi geliyor okumak senin ağzından... Gözlerime nedenli, nedensiz yaşlar doldursa da...

Adsız dedi ki...

Malum senin şaşkınlıklarının sakarlıklarının tamamını yazmaya kalksan brezilya dizisi olur bir ömür boyu yayından kalkmaz itina ile takip edilir, yenilerini bekliyoruz herdaim reyting rekorlarını alt üst etmen dilekleriyle

Şaşkın Kova dedi ki...

soba sıcaktır, yakar
evet ya klişenin dibine vurduğum andır :) ve sen ne çok severdin o anorağı :(
küçüktük ben yaramazdım sen abla,
büyüdük pek değişmedi bir şey galiba.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...