5 Mayıs 2009 Salı

İçim Pırpır Eder Hıdırellez Zamanı

"Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyas’la karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar, arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa... Kıyametin habercileri Hızır’la İlyas olacaktır.

Hızır’la İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. Saplar başakları, ağaçlar çiçekleri, meyveleri götüremezler. İnsanlar o yıl daha sağlıklı olurlar, hiç hastalanmazlar. O yıl ölüm de olmaz. Ne bir kuş, ne bir karınca, ne arı, ne kelebek ölür.

Hızır’la İlyas’ın buluştuğu an, biri mağrıptan, biri maşrıktan iki yıldız doğar, yıldızlar Hızır’la İlyas’ın buluştuğu yerin üstüne kayarak gelirler, tam Hızır’la İlyas birbirlerinin elini tutarlarken onlar da birleşirler, tek bir yıldız olurlar. Hızır’la İlyas’ın üstüne ışık olup sağılırlar. Hızır’la İlyas’ın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği an dünyada her şey durur, akarsular kirp diye oldukları yerde donmuşçasına durur kalırlar, yeller esmez, denizler dalgalanmaz, yapraklar kıpırdamaz, damarlardaki kan akmaz, kuşlar uçmaz, arıların kanatları titremez. Her şey durur, hiç, hiçbir şey kıpırdamaz. Yıldızlar akmaz, ışıklar yürümez. Dünya bir an için ölür. Sonra her şey birden uyanır, dehşet bir yaşam patlar.

İşte bu gece sabaha kadar insanlar birleşen yıldızları görmek için evlerden dışarılara uğrarlar, yüksek yerlere, dam başlarına, minarelere, tepelere, dağ başlarına çıkarlar. Bir de su başlarını beklerler. Çeşmelerin, pınarların, çayların başlarını beklerler. Gözlerini sudan ayırmazlar. Kim ki gökyüzünde yıldızların birleştiğini görür, o anda ne isterse olur. Ama ne isterse..."


Yaşar Kemal’in kaleminden Hıdırellez böyle dökülür kelimelere Binboğalar Efsanesi isimli romanında... Her 5 Mayıs’ta kitabı tekrar elime alır ve tekrar tekrar okurum bu güzel satırları. Çocukluğumda en çok keyif aldığım bayram kutlamasıydı Hıdırellez. Hala da önemlidir benim için. Hızır’la İlyas’ın buluştuğu bu gecenin büyülü olduğuna, onların vasıtasıyla iletilen dileklerimizin gerçekleşeceğine inanırım. Uzun yıllardır İzmir’de kutlamak kısmet olmadığından hala öyle midir bilmiyorum ama çocukluk yıllarımda büyük bir coşku ile kutlanırdı. Biz çocuklar için Hıdırellez demek gece ateş yakabilmek için gün boyu çalı çırpı toplamak, ailelerimizle yakılacak ateş konusunda pazarlık yapmak, dilek tutup boyumuza göre yaktığımız ateşin üzerinden atlamaya çalışmak, geç saatlere kadar sokakta kalmak, gül ağacının altına bırakılan dilekler ve ertesi gün yapılan piknikler demekti. Biraz büyüdüm Eskişehir’e gittim. Yurtta kaldığım için belli bir saatten sonra dışarı çıkma imkanımız yoktu. Bu nedenle Eskişehir’de Hıdırellez’i hep yurt odasında yaşadım, dışarıda neler olur hiç bilemedim. Madem dışarı çıkamıyorduk ben de başka bir seremoni geliştirdim o gece için. Hazırladığım Hıdırellez kağıtlarını oda arkadaşlarıma dağıtır, herkes dileklerini kağıdına yazdıktan ya da çizdikten sonra kağıtları toplar odanın camına dışarıdan yapıştırırdım. Sabah oldu mu da hepsini toplayıp kimseler görmeden sahiplerine iade ederdim. Daha da büyüdüğümde İstanbul’daydım ve kıymetinin bilinmediği bir kentte hasretle anılan bir gün oldu Hıdırellez benim için. Bugün Bursa’da ilk Hıdırellez’im. Gece ateş yakan var mı bilmiyorum ama 6 Mayıs günü piknik yapılarak kutlandığını, kağıtlara yazılan dileklerin derenin akışına bırakıldığını öğrendim. Birazdan dileklerimi yazacağım tertemiz bir kağıda ve yarın ben de bırakacağım derenin sularına.

Bu gece Hıdırellez. Hızır ve İlyas buluşacaklar ve baharı müjdeleyecekler. Hıdırellez bayramınız kutlu, bu gece onlar vasıtasıyla dilediğiniz tüm dilekler gerçek olsun...

6 yorum:

Evren dedi ki...

canım gerçek olsun dileklerin, gerçekleşsin bütün dileklerin. içindeki çiçek açsın sağlıkla, mutlulukla, neşe katsın hayatımıza, bir dilek de benim için yaz bir kağıda ve atıver evinin altından geçen çaydan... kocaman sarılırım sana, öperim içtenlikle... seneye ahırkapıda mı kutlasak :)

Şaşkın Kova dedi ki...

Evrenim teşekkür ederim. Yarın kısmetse Dobruca'da dereye atacağım hem kendim hem de senin için yazdığım dilekleri :))

Evren dedi ki...

canımsın da dobruca nerden çıktı ayol :)

Şaşkın Kova dedi ki...

Şimdi ben yeni Bursalıyım ya o bakımdan karıştırıyorum isimleri anla işte. Doburca mıydı yoksa doğrusu :)))

NihaN dedi ki...

Bu sene bende onlardan cokca seyler istedim :)ha burada ne deniz, ne nehir ne dere nede birdamla su var:(saklayıp bir su birikintisi bulursam atacam:)

Şaşkın Kova dedi ki...

Nihancım buraya bi gelsen artık sudan bol birşey olmadığını da göreceksin :)) Gel işte atıveririz benim evin hemencik dibindeki Setbaşı köprüsünden :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...