Kayıtlar

Temmuz, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Uykumu Kaçıranlar...

Gece saat onikiyi epeyce geçmişti. Hamileliğin en yeni numarası, her nedense geceleri musallat olan mide yanması belası nedeniyle uzun süre yatakta debelendikten sonra nerdeyse uyumaya hazırdım ki büyük bir patırtı koptu. Önce karşı dairedeki iki buçukluk yercücesi, terörist veledin yeni bir macerası sandım. Kendisi ki boyundan büyük çığlıkları, mutfak tezgahına tırmanıp tencere devirmek gibi marifetleri ile meşhurdur. Derken sokaktan “buraya mı giriyoruz komserim” diye bir ses geldi. Akabindeki gürültülerden anlaşıldı ki istikamet bizim apartman, hedef karşı daire, vukuat ise aile içi şiddetli kavga idi. Her ne olmuşsa olmuş nazik ve sakin görünümlü komşularımız kapıya polisin dayanmasıyla sonuçlanan şiddetli bir kavgaya tutuşmuştu. Ufaklığın çığlıklarıysa bu defa yaramazlıktan değil korkudandı. O ufaktı, belki de o geceyi ileride hiç hatırlamayacaktı ama aklım ister istemez yedi yaşındaki ablasına takıldı kaldı. Onunla birlikte gözümün önüne geldi kendi yedi yaşım, evdeki kavgaları …

Babam Derdi ki...

Yeni doldurmuş olduğum tuz kavanozu elimden hızla düşüp tuz buz olurken kulağımda yankılanan telefonla konuşmakta olduğum Evren değil babamın sesi oldu: “tek elle göt yıkanır evladım”.

Rahmetli babam bilge adamdı. Az ama öz, biraz da argolu konuşurdu ancak sözleri kendine has mizah anlayışıyla renklenen küçük küçük hayat öğretileri de içerirdi. Bana göre işte bu da onlardan biriydi. O yıllar “siyaseten doğruluk” kavramının memleket sınırlarına henüz uğramadığı eski güzel günlerdi. Bu nedenle bu cümleden ne tek elliler gocunurdu, ne de söyleyen lafın bu şekilde algılanabileceğini düşünürdü.

Dikkat dağınıklığı sendromundan muzdarip ancak o yıllarda bu kavram da henüz hayatımıza girmediğinden “sadece” dikkatsiz ve hatta baştan savmacı sayılan, üzerine bir de felaket derecede sakar olan kızına bir işi yaparken dikkatli olması ve sadece o işi yapmasını hatırlatan uyarılardan biriydi en fazla.

Benzer bir durum karşısında valide sultandan duyduğum cümleyse, ki çok defalar işitmişimdir, daha kib…

Canımın Yarısına...

Biliyorum sen hiç sevmiyorsun. Bu nedenle kutlamak da yasak, hediye de, benim pişirmeyi çok sevdiğim için yapmaya bahane aradığım pastalar da.

Bense bugünü çok seviyorum. Tek bir sebepten. Senelerden bir sene yine bugünken yarımımı tamamlamak üzere dünyaya geldiğin için.

Evet söz verdim ama kutlama(ma) için, hediye için, pasta için... Sözüm blogdan dışarıydı o yüzden bu sayılmaz :))

Sevgili benim adam,
canımın yarısı,
kızımızın babası,

İyi ki doğdun,
İyi ki canımın yarısı oldun
Seni çok seviyorum.