26 Ağustos 2009 Çarşamba

İşte Geldim Burdayım

Halbuki ta cennetten bağlantı kurup haftaya burdayız diye atıp tuttuk ama şartlar yazmaya elverişli olmayınca sözümüz yalan oldu.

"Cennetten indim şehire, sıcak değdi tenime, terliyorum şapır şupur, nerde gircez şimdi biz denize" nağmeleri eşliğinde normal hayata uyum süreci,

küçük hanımın yatak odasının montajı,

pis boğazımın konuyla hiç ama hiç alakası yok, "yedi aylık göbeğinle hala fıldır fıldır geziyorsun, bi otur artık oturduğun yerdecilerin" nazarına gelip bir gece ansızın bastıran kusma ve ishal nöbetiyle hastanelik olma ve adına serum denen ilginç şeyle ilk tanışma,

ve en nihayet haftasonu İstanbul'dan gelen ağır misafirlerimiz derken bir hafta su gibi geçip gidiverdi.


Hastanelik olma ve akabinde patates ve pirinç lapasına talim kısmı can sıkıcıydı belki ama küçük kardeş ve küçük kankamın ziyarete gelişi hepsini unutturuverdi. İkisini de öyle çok özlemişim ki küçük kankamın yaz okulu olmasa bu kadar çabuk dönmelerine kesinlikle gönlüm razı olmazdı. Benim artık uzunca bir süre İstanbul'a gitmem zor olacağından onların arayı fazla açmadan bir sonraki gelişlerini dört gözle bekliyorum.

Daha yazmayı gönül ister ama yemeğin içine domates niyetine rendelediğim işaret parmağım sağ olsun yazmayı güçleştiriyor ve malesef bizim kız da sandalyede uzun süre oturmayı pek sevmiyor. Anlatılacak hikayeler çok aslında. Şimdilik bu kadar ama artık buralardayım ya yavaş yavaş onları da yazarız.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...