18 Temmuz 2011 Pazartesi

Dıt dıdı dıdı dı Kayuuuu

Kanadalı Keloğlan Caillou çocuklu pek çok evde olduğu gibi bizde de çok popüler bu aralar. Güya çocuğa 1,5 yıl televizyon izletmedik. Bir gün tv'de görüp "Kayu bu!" dediğinde, üstüne "kayu dıt dıt dıt" diye şarkısına eşlik ettiğinde anladık ki artık kaçışımız yok. Kayu nasılsa hayatımıza çoktan girmiş bizim haberimiz yok.
Şu bizim Kayu iyi hoş çocuk da annesini hiç gözüm tutmadı. Tespitim odur ki bu Kanadalı yengede hiç iş yok. Dün izlediğimiz bölümde Kayu büyükannesini ziyarete gidiyor. Batı milletinde anane / babane ayrımı olmadığından hangisi bilemiyoruz ama anasına bak kızını aldan yola çıkarsak anane olması kuvvetle muhtemel. Neyse efendim konumuza dönecek olursak Kayu üzüm suyu içerken her çocuğun yaptığı gibi foooş diye bardağı üzerine boca ediyor. Hisli bir çocuk olduğu için de buna çok üzülüyor. Sonraki sahnede bir bakıyoruz ki büyük anne tshirti temizlemek için çocuğu soymuş, üzerine de giysin diye dedesinin kocaman gömleğini geçirmiş. Hadi büyükanne torununu sahiplenmemiş, çocuk geldiğinde giyer diye bir iki yedek kıyafeti, kocaman müstakil evinde bir çekmeciği çok görmüş deee annesi ne demeye çocuğa bir yedek çantası hazırlayıp bırakmamış şaştım kaldım doğrusu. Çocuğu anasına bırakmayı biliyor da bir tshirt, bir atlet, bir don bırakmayı akıl edemiyor. Yahu çocuk zaten masrafsız çocuk. Süsü püsü yok, bir takım kıyafeti var hep onu giyiyor. O da üzüm suyu oldu. Bir tane de farklı tshirt alıverin yazıktır, günahtır çocuğa. Yakıştıramadım Kayu anne, hiç yakıştıramadım, cık cık cık... Otur yerine, sıfır!

14 Temmuz 2011 Perşembe

Dönmek

Yoktum nicedir buralarda. Aslında vedasız bir gitme gibiydi bir nevi. Ne yazdım ne takip ettim uzunca bir zaman. Bir yandan tam gitmek de değildi ama benimkisi. Gidemedim, temelli gitmek de istemedim hiç. Bu yüzden bir veda yoktu. Sayfa bir kasım günü, bir Ankara aktarmasında, çala kalem yazılmış bir yazıyla Ömür Hanıma takılıp kalıverdi öylece. Ha bugün ha yarın yazacağım derken günler günleri kovaladı, önce haftalar, sonra aylar oldu. Tüm bunlar olurken bir Allahın kulu "huu komşu komşuuu şaşkındın, şaşa mı kaldın?" diye sormadı, mahalle baskısıyla yer yerinden oynamadı. Okurun soracağı, yazarın ne hali ne vakti olmayınca da blog
blog olalı en derin sessizliğine gömüldü.


Beri yandan ördek okula, anne tekrar işe alıştı. Ördek büyüdü koca koca konuşmaya, yürümeye başladı. Az buz değil aradan tam sekiz ay geçti. Görüntüyle başladık değişime, du bakalım gerisi de gelir belki en kısa sürede...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...