10 Nisan 2012 Salı

2012



Bu 2012’nin ya benimle bir derdi var ya da bana vermek istediği bir mesaj; lakin nedir bir türlü anlayamadım. Artık “Aloo Mayalar diyorum, Marduk diyorum. Otur evinde kocanla çocuğunla daha fazla vakit geçir diyorum” mudur yoksa “bu yaşına geldin akıllanmadın, ben mi öğreteceğim bazı şeyleri sana” mıdır yoksa hayatıma çizeceği başka bir yol mu var bilemiyorum.

Önce nasıl olduğunu kendim bile anlayamadan işimden ayrıldım. Sonra içime çok sinmese de yeni bir soluk olsun dedim başka bir işe başladım. O da topu topu beş günlük mesaiyle hayatımın en hızlı ikinci işten ayrılma macerası olarak seyir defterimde yerini aldı. Gerçi ilki üniversitede okurken vuku bulmuştu, sigorta girişi falan yoktu. Harçlığımı çıkarmak için bir pizzacıda garsonluk yapmaya başlamıştım ama ilk gün işten çıktıktan sonra gözlüğümü kırınca ertesi gün işe ancak çalışamayacağımı söylemek için gitmiştim. Dolayısıyla bu seferki resmi listede bir numaraya oturdu.

Tüm bunlar olurken senelerdir ittire kaktıra öteleyebildiğim, genetik mirasımın hediyelerinden birinden artık kaçışımın olmadığı gerçeğiyle yüzleştim. Erkendi yine de ama senelerdir de biliyordum o gün bir gün gelecekti. O, önümde koca bir belirsizlikle durup bu günü sinsice beklerken, ben de farkında olmadan sonuçları ile ilgili olmasa da gerçekleşmesiyle ilgili hazırlamışım kendimi. Süreç ve sonuçlarla ilgili fazla bir malzeme yok henüz elimde. Malzeme çoğalıp, hazır da hissedersem kendimi onları da yazarım belki günün birinde. Şimdilik bana kalsın.

Herşey ters de gitmedi gerçi. Senelerdir düşünüp düşünüp bir türlü son kararı verip yaptıramadığım lasik ameliyatını da bu arada yaptırıvermiş bulundum. Kontrol, karar, ameliyat hepsi 3 gün içerisinde gerçekleşiverdi. Sabah uyanınca gözlük aramak, gece yatarken lens çıkarmak zorunda kalmamak meğer ne büyük bir lüksmüş, bunca sene kaçmak ne büyük kayıpmış.

Ha bir de saçlarım da sarı eskisi gibi. Aynaya bakınca yine kendimi görebilmek epey pahalıya patlasa da fabrika ayarlarıma sonunda dönebildim.

Bugün bir kumru gelip kendine yuva belledi ördeğin odasının balkonunda duran portatif merdivenin üzerini. Önce çalı çırpısını taşıdı o bir lokmacık yere; tutturamadı, bir uçuşta dağıttı gitti hepsini. Vazgeçti sandım ama yine geldi ve küçücük bir yumurta vardı bu defa merdivenin üzerinde. Sahiplenmek böyle bir şey miydi ya da ümit? Lakin bir süre bekledi yumurtayı sonra uçtu gitti gene. Bu sefer beni sardı bir ümit. Bekliyorum gelecek, yumurtasını sahiplenecek diye. Kumrum gelse, yumurtası yavruya dönüşse, yuvama şans olsa, bereket getirse...

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...