16 Mart 2014 Pazar

Sahi o kadınlar o gece nasıl uyudu?



Türkçe’de sevmediğim tabirlerin başında açık ara ile “evlat acısı gibi koydu” yer alır. Tabiri de sevmem, kullananı da. Hele hele bu lafı diyen, diyebilen kişi bir ebeveyn ise o kişi ile ilgili iyi bir şey bile düşünemem bir daha. Dünyada para pul ile alınabilecek herhangi bir şeyi “evlat acısıyla” kıyaslayabilmek nasıl bir zihnin ürünüdür aklım hafvalam almaz. Hatta bu dünyada evlat acısı ile kıyaslanabilecek başka bir şey de yoktur bana göre.
 
Evet ölüm hepimize yazılmış, kaçışı yok; lakin binbir emek büyüttüğün can parçanı, evladını toprağa koymak, onu bir daha hiç göremeyecek, öpüp koklayamayacak olmak... Böyle bir acıyı hangi teraziye koyup, neyle tartabilir ki bir insan.

12 Mart 2014 Çarşamba

Çocuk sen ekmek almaya gitmiştin


Uyandım, güneş gitmişti. Günlerdir yirmi derecelere çıkarak mart ayında yüzümüze pembeler salan güneş yerini karanlık bir Almanya sabahına bırakmıştı.

Uyandım, Berkin gitmişti. 269 gündür direnen çocuk bedeni küçüldükçe küçülmüş bu yükü daha fazla taşıyamamıştı.

Hani bahar gelmişti, baharda çiçekler açardı, umut yeşerirdi, uyanırdı belki Berkin. Güzel olurdu her şey.

Sabah karanlıktı, hava soğuktu, Berkin yoktu, bahar gitmiş gün başlamadan bitmişti. Daha da kötüydü her şey.

***

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...