17 Nisan 2009 Cuma

Karışık Turşu Tadında Bir Yazı

Ben çocukken siyah beyaz, tek kanallı televizyonlarımızda Küçük Ev adında bir aile dizisi yayınlanırdı. Laura Ingalls ve ailesinin 19. yüzyıl Amerikasında geçen hayat hikayelerini anlatan bu dizi o yılların en önemli toplumsal olaylarından biri olmuştu ülkemizde. Laura Ingalls evlerimizin küçük kızı, Michael Landon’ın oynadığı baba Charles ise örnek baba modeli olmuştu. Dizi o kadar sevilmişti ki hani mümkün olsa, olsa da nüfus memurları hop demese bugün Laura isimli bir çok arkadaşımız olabilirdi belki de. Durup dururken nereden aklına geldi bu Küçük Ev şimdi derseniz sebebi beynimin gereksiz bilgiler depolama merkezinde yer alan bir sahnesi olmakta ki konuya böyle ta en başından girdiysem hem gevezelikten hem de nostalji olsun diye. Bir gün önce ne yediğimi hatırlamam çoğu zaman ama izlediğim bir filmi, okuduğum bir kitabı üzerinden yıllar geçse de unutmama gibi sonuçlar veren garip bir fotografik hafızam var. Bu bilgilerin tamamını ise işte demin bahsetmiş olduğum gereksiz bilgiler depolama merkezinde topluyorum, gerektikçe ya da gerekmedikçe de çıkarıp çıkarıp kullanıyorum.

Neyse daha fazla uzatmadan konumuza dönelim. Dizinin bir bölümünde kasaba bakkalı Bay Oleson’ın (Cadı karısı ile birlikte Bay ve Bayan Oleson olarak anılırlardı) başbelası, karınağrısı ve aynı zamanda hamile olan kızı Nellie’nin salatalık turşularını reçele batırarak iştahla yediği bir sahne vardı. Çocuktum, ne aşermek bilirdim ne de hamile kadınların yeri geldiğinde yemek konusunda ne kadar yaratıcı olabileceklerine ilişkin bir fikrim vardı. O zamanlar çocuk aklımla gülerek izlemiş, bir yandan tiksinmiş bir yandan da ne yalan söyleyeyim en meraklı turşu halimle acaba nasıl olur ki diye içimden geçirmiştim.

Geçtiğimiz akşam üzeri İnkaya köyünden aldığım çilekler ile mahallenin en kral turşucusundan aldığım turşuları kaplara boşaltıp dolaba kaldırmak üzere güzelce tezgaha koydum. Derken kulağımda “önce bir tadına baksaydın” diye kışkırtıcı bir ses yankılanmaya başladı. Bir çilek yıkayıp attım ağzıma önce, ardından bir adet salatalık turşusu, lahana da nasıl cazip bakıyor oradan. Bir çilek bir turşu derken epeyce yemiş olduğu farkettiğimde gözümün önünde elinde reçel kavanozuyla Nellie beliriverdi. Tamam sıcak çikolatalı patates kızartması, acısoslu çikolatalı dondurma gibi tatları denemişliğim vardır ama çocukla çocuk olup, maksat muzurluk olsun diye yapılmıştır. Bu sefer ki aynen yandaki fotoğraftaki bacımızın yaptığı gibi ciddi ciddi şuursuz hareketler sınıfına giriyor! Derken silkindim ve kendime geldim. Elimi karnıma götürdüm, daha küçücük olduğu için hissedemedim belki ama varlığını bilmek bile gülümsememe yetti.

Kendime not: Turşucu yeni dükkanına taşınana kadar içinde turşu kelimesi geçen yazılar yazma, bak şimdi gecenin bu saatinde nereden bulacağız sana turşuyu!

6 yorum:

Evren dedi ki...

şaşkınım bu da bir çocukla çocuk olma hali aslında, ne çocuk çocukluğunun farkında ne de anne anneliğinin. öperim ben ikinizi de çilek turşusu tadında...sverim bi de çokkkkkk ama pek çok

Şaşkın Kova dedi ki...

çilek turşusu mu??? hımmm denesek nasıl olur ki acaba :)) algıda seçicilik nasıl ama :)

Nily dedi ki...

ayy kocaman gülümsedim ben:) günlerdir duyduğum en güzel şey bu.. yanlış anlamadım di mi, yani anlamadım sanırım. çok sevindim:))

Şaşkın Kova dedi ki...

evet evet doğru anladın Nilly :))10hafta henüz o yüzden ancak alışıyoruz birbirimize :)

delininbiri dedi ki...

heyy hayırlı olsun :)
turşuyu çok severim bu arada..yazıyı okudum canım çekti.. :)

Şaşkın Kova dedi ki...

çok teşekkür ederim delininbiri :))
tüh ya rejimdeymişsin bi de bozdurmadım inşallah aklına turşuları sokarak :(

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...