Sayfalar

#dikkateksikliğisendromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#dikkateksikliğisendromu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2023 Pazar

Demlenen Nağmeler...

Aradan yine haftalar ve dahi aylar geçmemiş gibi gelip ilişeyim bir kez daha şuracığa. Bazen sadece susmak gerekir,  başkaca bir nedeni yok. 

Yazmayınca elimi eteğimi tam çekiyorum buralardan. Bari onu yapmasam iyi olacak ama o da memleketten hallice, parçalı bulutlu ruh halimi koruma, savunma mekanizması belki de. Derdi, tasayı, kaygıları bir kenara atıp içine daldığım paralel evrenimde hayat, neşeli kelimelerin nağmesinde devam etsin istiyorum. Hal böyleyken; her daim kaldığı yerden, yargısız, sorgusuz, sualsiz devam eden konu komşu blog ahbaplığı oluyor eninde sonunda dönmeme sebep.

Biz 70 kuşağı ne çok şeyi bekledik de gelmeyen mevsimleri beklemek mi oldu acaba en çok acıtan? Ne kış kış gibi geçti, ne bahar bahar gibi. Yaz da yaz gibi olmayacakmış derler, El Niño sağ olsun sebep. İklimler bile trollüyör bizi bak, hüznümüze habire yağmurlar yağdırıp cahilliğimize gökkuşakları açtırarak.

Balkon sezonunu açtık sanki artık gerçekten bu defa. Güneş çapkın çapkın gösterse de arada yüzünü, rüzgar usul usul ben de buradayım diyor. Saha, pardon balkon, oturup yazmaya elverişli. Muhafızlarım ve ben hazır ve nazırız. Üzerimizde ayların kelimelerde demlenmişliği. Karganın gak demesiyle başlıyorum yazmaya. Muhafızlar ise önce kucak, sonra masa örtüsü kavgası yapıp ardından balkon kenarlarında fink atıyorlar bir süre. Arada kuşlara gırtlak senfonileri ile karşılık verip, güneş banyolarını da yaptıktan sonra her biri ayrı bir köşeye çekilip uyku mesailerine geri dönüyorlar.

Onlar uyur benim ADHD durur mu? Otur kalklarım arasına cümleleri sıkıştırıyorum. Bir kahve demliyeyim diye kalkıyorum, bakıyorum tuvaletteyim. Dışarıdan gelen motor sesi de dinmek bilmedi, şöyle bi dolanıp içerde geleyim diyorum, yapıp da yaptığımı unuttuğum kahveyi alıp geliyorum. E karnım da eksik kalır mı, acıkıyor. Öğlen olmuş da geçmiş bile. 

Makarna haşlanırken balkonda kedilerin dağıttığı geri dönüşüm poşetlerini toparlıyorum. Zihnimde biriken cümleleri alıp yerlerine yerleştirip mutfağa dönüyorum. Makarnanın suyu köpürmüş, taştı taşacakken tencerenin üzerine tahta kaşığı bırakmak suretiyle olaya müdahale ediyorum. Makarna salatasına en nihayetinde malzeme olacak, iki günlük haşlanmış tavukların kokusunu alan miskin köftehorlar uyanıp mutfak kapısında nöbete duruyorlar. Ganimetlerini bir oturuşta gömüp artık iyice ısınmış havadan kaçacakları yeni bir köşe arayışına geçiyorlar. Yüksekleri seven Köpük barbekü bacasının kenarını tercih ederken, Yuki kucağımı seçiyor. Bu seçim ikimize de duble sıcak olarak yansırken kendisinin bundan hiç şikayeti yok görünüyor. 

Hava iyice ısınıyor, artık bırak hafif rüzgarı yaprak kımıldamıyor. Muhafızlarım hadi artık bitir işini de gir içeri, biz de çökelim üzerine diyen acıklı bakışlar atıyorlar. Haklısınız diyorum. Bazen zamanında bırakmayı bilmeli insan. Ben Şaşkın, gidiyorum.



17 Şubat 2012 Cuma

Kaldığımız yerden devam

Hiç bahsetmiş miydim bilmem, fena halde dikkat eksikliği sendromundan muzdaribim. Bende bu konuda malzeme bol olduğundan bahsetmiş olmam da muhtemel ama eski yazıları da kurcalayamayacağım. İş yaşamımda yoğun çabalarla dizginleyebildiğim bu durum çalışmadığım zamanlarda hortluyor, Terminatör oluyor geri dönüyor.

İşsizler ordusuna bir şekil gönüllü yazıldım ya geçenlerde, daha ertesi gün rahat battı. Ne zamandır vakitsizlikten harman yerine dönmüş evle ilgilenmeye çalışıyorum o gündür. Sağduyu diyor ki öncelikleri belirle, planla, yavaş yavaş ama itina ile gerekirse günde tek bir oda yap ama tam yap. Bir heves başlıyorum ki çok geçmeden benim Terminatör devreye giriyor. Küçük odanın dolap çekmecelerini toparlarken kendimi salondaki büfenin önünde buluveriyorum, o daha bitmeden nasılsa bir bakmışım mutfaktayım ve  buzdolabının ne zamandır beni rahatsız eden çekmecelerini siliyorum. Oysa aslında kafamdaki küçük tuvaleti kırklamak ki bulaşık makinesini çalıştırdığım gibi kendimi orayı talan ederken buluyorum. Orayı toparlayıp bir şekilde bitiriyorum ama arada bütün odaları bir kaç kez daha dolaşmış oluyorum. Belki de 2 saatte bitecek bir birim iş yerine bütün güne yayılmış bir birim, artı ufak tefek bonuslarla günün ördek öncesi saatlerini tamamlıyorum.

Çalışırken bütün gün bir şeyler yazmaktan, eve gelince bırak bloga yazmak kalem tutmak bile istemezken şimdi kafama biriken kelimeleri ne yapacağımı bilemiyorum. Bedenim  eşyaları düzenlemeye çalışırken beynim de bir yandan kelimeleri toparlamaya çalışıyor. Kelimeleri dizmek için bilgisayarın başına oturduğumda ise hepsi bir birine karışıyor, iki cümle arasına bir oda sıkışıyor. Bir yandan da canım sıkılıyor. Çıkıp dolaşsam mı biraz ya da saçımı boyatsam, hem kaşlarımın da toparlanması lazım... Dışarda pencereden bakınca güzel görünen bir kar yağıyor ama bakmak dışında sevmem ki ben karı. 18 yaşında tanışmışım kendisiyle, ne üzerinde yürümeyi bilirim ne de buzunu çamurunu severim. Vazgeçip günün iş ilanlarına tekrar bir göz atıyorum. SSK'ya kayıt olma tarihime göre 52, ilk işverenim eşek gibi çalıştırıp iş prim ödemeye gelince ödemediği için ilk prim yatış tarihime göre 53 yaşında emekli olacağım. Devlet baba böyle diyor ama işveren kesimi 35 yaşından büyüksen istemem diyor. 40 yaşından küçük, 35 yaşından büyük, gereğinden fazla tecrübeli ve bu ülkede olanlara anlam verme çabasını çoktan terk etmiş bir şaşkın olarak merak listeme bir yenisini daha ekliyorum. Cevabını ise 15 sene sonra kısmetse bulmaya iteliyorum.

Arada yiyip, içtim geldim. Eeee ne diyorduk sahi biz? Saçımı mı boyatıp gelsem acaba?

9 Temmuz 2009 Perşembe

Babam Derdi ki...

Yeni doldurmuş olduğum tuz kavanozu elimden hızla düşüp tuz buz olurken kulağımda yankılanan telefonla konuşmakta olduğum Evren değil babamın sesi oldu: “tek elle göt yıkanır evladım”. 

Rahmetli babam bilge adamdı. Az ama öz, biraz da argolu konuşurdu ancak sözleri kendine has mizah anlayışıyla renklenen küçük küçük hayat öğretileri de içerirdi. Bana göre işte bu da onlardan biriydi. O yıllar “siyaseten doğruluk” kavramının memleket sınırlarına henüz uğramadığı eski güzel günlerdi. Bu nedenle bu cümleden ne tek elliler gocunurdu, ne de söyleyen lafın bu şekilde algılanabileceğini düşünürdü.

Dikkat dağınıklığı sendromundan muzdarip ancak o yıllarda bu kavram da henüz hayatımıza girmediğinden “sadece” dikkatsiz ve hatta baştan savmacı sayılan, üzerine bir de felaket derecede sakar olan kızına bir işi yaparken dikkatli olması ve sadece o işi yapmasını hatırlatan uyarılardan biriydi en fazla.

Benzer bir durum karşısında valide sultandan duyduğum cümleyse, ki çok defalar işitmişimdir, daha kibar ama eleştirel bir yaklaşımla “e be kızım elin işte gözün oynaşta” olurdu.

Tuz buz olmuş kavanozdan geriye kalan parçaları ve mutfağın dört bir köşesine yayılan tuz tanelerini temizlemeye çalışırken “baba sözü dinlemezsen işte böyle olur” diye diye aklıma ne geldiyse saydırdım kendime. En azından telefonu kapatmıştım.

Tek bir işe odaklanamayıp aynı anda bir sürü işi yapmaya çalışma huyum nedeniyle mesela asla doğru dürüst temizlik yapamam ben. Salonu temizlerken birden yatak odasını toplamaya başlarım, o sırada çöp atmaya mutfağa giderim ki bi bakmışım ocağı siliyorum, oradan da tuvaleti ovmaya gitmem muhtemeldir. 

Telefonla konuştuğum kişilerden genelde sitemkar bir sesle şunu duyarım: “Sen müsait değilsin galiba, sonra arayayım istersen”. Yahu şunun şurasında seninle konuşurken bulaşık makinesini boşaltıyorum / çamaşır asıyorum ne var yani bunda?

Bu yazıyı yazarken de arada kaç tane iş yaptım saymadım, sayamadım. Şimdi de aklımda bir sürü iş var yapacak. Derken bir de çay daveti aldım ki beş çayına asla hayır diyemem. Çay uğruna yazıyı sonlandırırken ben, babamın sesiydi duyduğum "anası kılıklı ne olacak, beş çayın da eksik kalmasın" diye fısıldadı kulağıma.

14 Şubat 2009 Cumartesi

Metrosalak

Bu sefer ta ana giriş kapısından tekrarlamaya başlamıştım halbuki. 2 numaralı hat, 2 numaralı hatta bineceksin, unutma 2 numaralı hat. Beyin hücrelerimin hepsine yetecek kadar tekrarladıktan sonra istasyondaki hat panosundan da son bir defa kontrol etmek suretiyle teyid ettim.

Peki sonra ne yaptım? Gelen ilk trene biniverdim. Yetmedi hangi hatta olduğuma dair hiç bir fikrim olmadığını da iki durak geçtikten sonra fark ettim. Şanslıydım iki hattın yönlerinin değişmesine henüz üç durak daha vardı. Hattın değişme noktasından önce inip diğer trene geçebilirdim. Aynı haltı bir önceki yiyişimde hangi hatta olduğumu kadere bırakıp ortak duraklar bitene kadar beklemek ve sonraki ilk durakta hangisinde olduğumu anlamak gibi zekice bir şey yapmıştım ki merak edene not tabii ki yanlış trendeydim. Bu sefer öyle yapmadım. Her aklı selim canlının yapacağı gibi bir bilene sordum ve sonuca tabii ki yine hiç şaşırmadım. 

Yanlış tren! Ve ilk durakta indim üç nokta Evet devamı var ama o başka bir hikaye...

Etiketler

#100.Yıl #29Ekim (1) #8mart (1) #accelerateaction (1) #ağacımadokunma (1) #AilemizinGurusu (1) #anılar (8) #ArtRecreation (1) #ayrıyazılır (1) #bavulculuk (2) #benimadam (2) #BigSis (1) #bing #ai (1) #Caillou (1) #canımbabam (1) #coronatürmort (1) #Covid19Günceleri (3) #Dark (2) #dikkateksikliğisendromu (4) #doğruyazınkardeeeşim (1) #doğumgünü (3) #dünyakadınlargünü (1) #GameofThrones (4) #GeorgeR.R.Martin (5) #GiveToGain (1) #göçebe (6) #göçmenkadınlar (1) #gurbetçilik (7) #hemşire (1) #hemşirelik (6) #Hıdırellez (2) #IWD2026 (1) #içindenalmanyageçenyazılar (5) #İçindenAlmanyageçenyazılar (3) #içindenciddiyetgeçenyazılar (20) #içindenfilmgeçenyazılar (2) #içindenhüzüngeçenyazılar (2) #içindenistanbulgeçenyazılar (5) #içindenizmirgeçenyazılar (8) #İçindenMatrixGeçenyazılar (14) #içindenmizahgeçenyazılar (70) #içindenmutlulukgeçenyazılar (8) #içindenromanyageçenyazılar (2) #içindenşarkısözügeçenyazılar (33) #içindenşiirgeçenyazılar (17) #ileridönüşüm (2) #kafamaneredenesersekuşağı (5) #karantinahalleri (3) #Kayu (1) #kedigünlükleri (4) #kendimenotlar (8) #kim-olduğunu-bilirsin-sen (5) #küçükbirader (2) #küçükergen (9) #küçükkankam (7) #küçükördek (20) #lakap (1) #lost (1) #Marduk (2) #mercekbulut (1) #mim (10) #mindfulness (1) #mutluluk (3) #mylittlefeltstuff (4) #özürdilerimsezenaksu (1) #RIP (11) #seçmesaçmalar (1) #sevgiligünlük (1) #sevgililergünü (2) #SeziKalkavan (1) #soneryalçınlütfenbanakızma (1) #sonhavabükücü (2) #sonsuztemizlikdöngüsü (5) #şaşkın (42) #ŞaşkınınADHDGünlüğü (7) #ŞaşkınınAÖFmaceraları (10) #ŞaşkınınBayramÇelıncı (4) #şaşkınınsevgililergünüdileği (3) #şaşkınjunior (1) #şaşkınmutfakta (6) #şaşkınya (1) #tatil (1) #telekom (1) #uykusuzluk (1) #ValideSultan (18) #vallahidebunlarhepmizah (1) #yapayzeka (2) ArtRecreation (1)