Sayfalar

#sonsuztemizlikdöngüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#sonsuztemizlikdöngüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2021 Pazartesi

Kasvetli Havada Manik Depresif Ütü Monologları

Bir yeni, zorunlu ev hapsimizin başlamasına saatler kaldığı yetmiyormuş gibi, ilkokul yıllarımızdaki Pazar öğleden sonralarını aratmayacak kasvet ve sevimsizlikte bir Cuma havası. Sanki birazdan termosifon yakılacak, o banyo ille ki yapılacak, o okul çantası yarın için hazırlanacak. Yağmur da yağdı yağacak zaten, sokağa çıkıp koşup oynamak hayal. Bari yatmadan Dallas'ı izlebilseydik... 

Havanın yüklediği gam kasavet ruh haline zihnimin en kuytu köşelerine attığım "bi takım sorumluluklar" klasöründen gelen 10 puanlık uzman sorusu: Kırk satır mı, kırk katır mı yoksa kırk günlük ütü mü? 

Bülent Beyciğim cevaplar arasında "dost sohbeti eşliğinde pet şişede Lidl Sangria'sı" yoksa Cenk Bey'den kutumu açmasını rica etsem?

Aman, aman yok ne kutusu? Sanki elindekileri bitirdin neredeyse iki ay oldu. Kutu demek eşya demek; eşya demek çekmece dolap yerleştirmek demek. 

Memeeed Ali Beeeey bi harf lütfeeeen... 

Ütünün üüüüğğğsüüüü... 

Şey, diyorum ki, hani şu nevresimleri ütülemesem. Bırak diyor kırışık kalsın, böyle de güzel diyor kimden miras meçhul mini mini asiliklerim. Bana bak oklavayla kovalarım seni, haydi bakiim vur o ütüyü diyor Tatar Şükriye genlerim.

Bu odaya küçük bi tv mi koysaydım acaba? İki ses olurdu, yeni bişiyler falan öğrenirdim belki hani ütü yaparken, geçip gideeeen zamanlarıııı uuuu bilgilerle donatsaaam... Yok ya, şimdi onu duvara asmak gerekir, sonra kesin ona çarpar falan düşürürüm ben. Temizlemeye çalışırken gürültü polisi komşu teyze kapıya dikilir, o da yetmez önce benim adama sonra yöneticiye şikayet eder, hızını alamaz Allah'a havale eder falan.

Kötü komşu insanı ev sahibi yapıyordu hani? Sorarım atalaaaar nur içinde yatalaaar hani, nerde bizim ev? Sen anca hem de her fırsatta kıymetlimisss diye sayıkladığın Vileda'nın paspasını sekiz koca senedir yanlış kullandığını keşfet. İdeal bir mopun tüm bileşenlerini tek bir potada eritmek suretiyle bu modeli ortaya çıkaran o Alman mühendis hiç bu detayı düşünmez mi a şaşkın? Hele de Almanya gibi evde karınca gibi sessiz ol düsturlu bir ülkede. Huysuz komşun olmasa "Alman bunu düşünmüştür ya" diye düşünmeyecek, bir Alman gibi düşünüp paspası büken mekanizmanın aynı zamanda kapamaya da yaradığını yıllaaar yıllaar sonra fark edemeyecektin. Şaşkın otur sıfır, ata dedeler her şeyi bileler size gidiş yolundan bir...

Vileda Alman mıydı hakkaten ya? Bunu bir araştır.

Yahu bu Marie Kondo'su, Get Organized'cısı ve bilimum Instagram tertip düzencisi nasıl katlıyor bu havluları, nevresimleri? Hepsi bir ölçü, asker gibi bir tertip dizili. Benimse o videoları ne kadar izlersem izleyeyim bir lobumdan giren ötekinden çıkıyor. Kaç kere üst üste yaparsam yapayım bir yaptığım bir ötekine asla ve kat'a benzemiyor. 

Beynin "hafıza nerdeyse dolu" mesajı veriyor. Vileda araştırmasını iptal et! Bol bulduğun gigabaytları zamanında böyle gerekli, gereksiz bir sürü bilgi ile doldurursan işte böyle kilobaytçıklara muhtaç kalırsın. (Dayanamayıp yine araştırdı. Ve evet Alman!)

Alışveriş listesiiii... Ay unuttum di mi sahi onu. Dur yapayım tekrar unutmadan, şu ütünün suyu ısınırken. (Başka işe dalıp yine unuttu)

Bu lanet gelsin lastikli çarşafları nasıl katlıyorduk yahu? Aaaa bak işte böyle de oluyomuş ya mis gibi, bundan sonra böyle yapayım ben de... (İkinciyi yine yapamadı)

Kapaksız giyinme odası dolabı da hiç iyi fikir değilmiş. Herşey ulu orta açıkta. Olmuyooor, bu kazaklar katlı, dolaplar tertipli durmuyoooor. Bir sonraki taşınmada dikkat edilecekler listesine, alt kattaki komşu demografi bilgilerini kontrol maddesinin altına ekle! 

Saat kaç oldu havanın açacağı yok, offf ki offf... Hafta sonu yine kar geliyormuş. Son Hava Bükücü memlekete döndü ya kar da durur mu? Balkanlardan kedi ile birlikte havasını da mı ithal ettik nedir?

Çamaşırları ütülemek mi daha sıkıcıydı, yoksa ütülenmişleri yerine kaldırmak mı sahi? 

Şaşkın Hanım hazırsanız son sorumuz 10 harf, iki kelimeden oluşan bir sözcük. Süremiz yeterli, inancımız tam. Buyrun gelsin!

"Bir olaydan veya sözden aşırı derecede sıkıntı duyulduğunu anlatan bir söz."

Ali İhsan Bey biliyorum ben bunu, dilimin ucunda...

Ne duruyorsunuz efendim, basın butona.

YETTİ GAYRI!





28 Mayıs 2020 Perşembe

Sonsuz Temizlik Döngüsü - Bölüm II



Çocuğun yaratıcılığı, becerileri gelişsin diye bazı eylemlerini serbest bırakmanın keyifli sonuçları olsa da yan etkileri de az buz değil. Önceden prospektüsünü okusaydım iyiydi. Ya da çılgın teyzelik günlerimden kalma tecrübelerimi geri çağırsaydım. Sonuçta ketılda ısıtılmış portakal suyu içmek, baharatlı patates kızartmasını sıcak kakaoya banıp yemek her kula nasip olmaz. 

Bazı yan etkiler kırılma, dökülme, kendine zarar verme gibi ivedilikle kendini gösterse de bazıları sinsice pusuda bekleyip, hiç beklemediğin bir anda sonsuz temizlik döngüsünün fitilini ateşleyebilir.
 
- Günaydın yeni gün, yeni başlayan hafta, günaydın Corona, sana da günaydın sonsuz temizlik döngüsü! Bugünü tembellik günü ilan ettim, haberiniz ola.  Bu defa hiçbir şey döndüremez yolumdan, asla!

Diva gibi çıktığım yatak odasından Sinderella'ya dönüşüm bir kapı ötede oldu. Salonda açık duran ütü masası, masanın üzerinde eski ütü. Ütümüze ne oldu diye düşünürken çalan telefon, bu gizemli durumu aydınlatan benim adam. 

Çarklar dönmeye başladı duyuyor musun? Hadi bakalım Şaşkın sana geçmiş olsun!

Burada filmi bir, bir buçuk hafta öncesine sarıyoruz. Zira olaylar zincirinin başlangıç noktası aslında orada gizlenmekte. Yaşattığı keyif ve mutluluktan sual olmaz; on yaş masumiyeti ile DIY Youtube videosu esinli hazırlanan, ev yapımı, o naif Anneler Günü hediyesinde. 

Karantina günlerinde Anneler Günü hediyesi almak için dışarı çıkamayan müstakbel ergenim yaratıcılığını kullanmaya karar veriyor. Bunun için de görüp de görmezden geldiğim bir eylemi hayata geçirerek; kağıda çıktısını aldığı resimleri eski bir t-shirtüme ütü ile baskı yapmaya çalışıyor.  Sabah uyanır uyanmaz başlayan hediye avı notlarıyla, krapon kağıdından çiçek buketiyle o kadar ince düşünülmüş bir hediye ki baskıların hemen çıkıvermesi hiç mühim değil. 



Evde oturup durduğumuz şu günlerde en az el değen ev aleti sıralamasının açık ara birincisi ütü olunca bu küçük, masum eylemin yan etkileri de meğer öylece bir köşede keşfedilmeyi beklemiş durmuş. 

Kızımın yaratıcılığı sağ olsun, ütü tabanına yapışan naylondan önemli mi, hemencik halleder tembel günüme dönerim dedim; her daim neşeli Disney Prensesi edasıyla, sorunu çözecek bir yaşam tüyosu aramak için, yüce Rabbim benim için göndermiş Google'a koştum.

Yaşam tüyosu 1: Beyaz sirkeyi ısıtıp, ütünün tabanını sil. Hemen müptelasıyım beyaz sirkemi çıkarıp ısıttım ve işe koyuldum. Mutfağı dolduran sirke kokusu hariç bir sonuç elde edemedim. "Sirkenin gireceği tek bir yer var o da salata" diyen arkadaşımın sesi kulağımda, sıradaki yaşam tüyosuna geçtim.

Yaşam tüyosu 2:  Hafif ısıtılmış ütünün tabanını mum ile temizle. Benim adam ve müstakbel ergenin bir kaç yıl önce doğum günümde üflemem için pasta mumu bulamayıp aldıkları kırmızı şamdan mumlarından biri işimi görürdü herhalde. Kırmızı kabuk kısımlarını başıma bela olmasın diye bir bıçak yardımıyla sıyırıp, tekrar işe koyuldum. Aman Allahım, işte aradığım yaşam tüyosu buydu, yüce Google çok yaşasındı! Mumu hafif ısınmış ütünün tabanına sürdükçe eriyor, eridikçe naylonlar çözünüyordu. Bir kaç dakika sonra işlem tamamdı, ütünün altı pırıl pırıl.

İdeal bir dünyada işimin burada bitmesi gerekirdi ama gel gör heyhat, sonsuz temizlik döngüsünde işler böyle yürümüyordu. Döngünün çarkları bir kere dönmeye başlamıştı ve artık durdurulması imkansızdı.

Ütü tabanındaki naylonlar karşısındaki zaferimin kutlamaları mutfak tezgahına akıp donan mum parçalarını görmemle son buldu. Lakin paniğe gerek yoktu, bu seferki çalıştığım yerdendi. 

Yaşam tüyosu 3: Donmuş mum lekeleri üzerine buz uygula. Bir kaç kalıp buz çıkarıp donmuş mum parçalarını tezgahtan temizledim ama bu sefer de parçacıklar tezgahtan kayarak yere saçıldı. Mutfağı bir güzel süpürüp sildikten sonra kendimi banyoda buldum. Hazır tabanını misler gibi temizlemiştim, içindeki kireçler kalsın mıydı yani?

Lavaboyu ütüden çıkan kireçlerden temizle, elin değmişken klozeti, o bitti yerleri derken kendimi yine bütün evi silmiş süpürmüş ve günlük kutsal döngüyü tamamlamış buldum. 

Bugün oturmuş tembel tembel bu satırları yazarken bu defa döngüyü kıracağımdan emin gibiydim. Ahhh bi de elektrik süpürgesinin toz haznesini mutfağın tam ortasında düşürmeyeydim!



Serinin diğer yazıları:




22 Mayıs 2020 Cuma

Sonsuz Temizlik Döngüsü - Bölüm I


Pide yapıp Nirvana'ya ulaşma çabalarım başarısızlıkla sonuçlanınca kendimi başka işlere adamak suretiyle  Corona "sonsuz temizlik döngüsünü" kırmaya karar verdim. Kararlıydım. Vileda sopasının parkeye değmediği, buharın, dezenfektan kokusunun içe çekilmediği, çamaşır makinesinin dönmediği o gün; lanetli döngünün tekerine çomağı sokacak, karantina günlerimi yeniden yazacaktım. 

Hemen  kolları sıvayıp işe koyuldum diyebilmek isterdim elbet. Olmadı yar, Vileda kovası boş durmadı ya. Ben belki toz aldım sen başka bir kafadaydın. Bilmedin yar, döngüme Mjöllnir gibi inmedin yar.

Başlayamasam da başaracağıma inanıyordum. Hem başlamak bitirmenin yarısıysa inanmak da başlamanın yarısı değil miydi? 

Bebek adımlarıyla yavaş yavaş, alıştıra alıştıra mı başlamalıydım? Kademeli geçiş mi denemeliydim?Yoksa bir çılgınlık yapıp, bugün elimi hiçbir şeye sürmüyorum, yan gelip yatıyorum radikal yaklaşımıyla döngünün dibine dinamit mi salsaydım?
 
Marketten alınan ürünlerin yine aile imecesi ile itinayla dezenfekte edilip kaldırıldığı bir cumartesi günü ilk isyan bayrağını açtım. Yettiydi gari, paketli ürünler falan hadiydi de en azından sebze ve meyveleri artık yıkamayacak, eski güzel günlerdeki gibi direkt buzdolabına kaldıracaktım. Bu asi eylemimle döngünün çarkını kıramasam da çatlatacak, yavaş yavaş içeriden çökertecektim. 

Yürü be kızım dedim, kararımı benim adama gururla deklare ettim. Adam "hımm tamam, ben yatmaya gidiyorum" dedi, gitti. İki saat kadar sonra güzellik uykusundan uyanıp geldiğinde sebze ve meyveler misler gibi yıkanmış, mutfak tezgahında kurumayı bekliyordu. Gururum önde, kararlılığım arkada bebek adımlarımla döngünün sıradaki gereklerini icra eylemek üzere mutfağı terk ettim. 

Gitmeden, evde otura otura fışkıran sanatsal yeteneğim de boşa akmasındı. Sonsuz temizlik döngümün vermiş olduğu ilhamla "Adını Coranatürmont Koydum" isimli diji-natürmort eserimi fotoğrafladım.

Adını Coranatürmont Koydum isimli eserim 


Devam Edecek...







5 Mayıs 2020 Salı

Kaygısız Çırak

Caps kime ait bilmiyorum. Sondaki bitişik "de" "fiziği"ne laf edilmiş Sheldon Cooper gibi gözümün seğirmesine yol açsa da
son günlerdeki duygu ve hislerime tercüman oluşuyla gönlümde yer etti. Kadın da (Saint Rosalia) biraz bana benziyor mu ne? :))


Günlerden 1 Mayıs'tı. Sindirellaların da bayramı kutlu olsundu. Şubat sonu sosyal mesafe ile başlayıp, önce gönüllü kişisel izolasyona sonra gönüllü karantinaya dönüşen, nihayetinde bir nevi izolasyon - karantina karmasına evrilen, saymadım kaçıncısı, sıradan COVID-19 günlerinden biriydi. 

Bir elim böğrümde, diğeri Vileda sopasında "bütün dünya karantinada ekmek yapıyor, baharat dolabı düzenliyor; kitap okuyup, özüne dönüyor, kendini geliştirip Nirvana'ya eriyor, hatta yetmiyor sıkılmaya bile vakit buluyor. Nasıl oluyor da oluyor? Peki ben neden sonsuz temizlik ve yemek döngüsünden çıkamıyorum" diye diye beynimi kemiren iç sesimle cebelleşirken aniden bir aydınlanma geldi. Elimde ne var ne yok bırakıp kendimi mutfağa attım. Evet o ekmek, hayır hayır Ramazan pidesi, bugün yapılacak, o baharat rafı düzenlenecekti. Çıtır çıtır, dumanı tüten pidenin poz poz fotoğrafları çekilecek; homini homini lüplettiği pidelerin fotoğrafını aile Whatsapp grubundan yollamak suretiyle bu gurbet kuşuna özencik yapan hayın kardeşe, bak bizim de başımız kel değil mesajı gönderilecekti.

İşte o büyük gün gelmişti. Romanya'da Corona'lı günler başladı başlayalı çamaşır suyu ile birlikte bulunmaz hint kumaşı değerindeki iki üründen biri olan,  stoğumdaki topu topu "bir paket" kıymetlimissim, mayamı çıkardım. Kendisini kim bilir hangi tarihte, hangi amaçla almıştım bilmiyordum ama işte o gün bugündü, hedef de Ramazan pidesi.


Tarif için hemen ölçüsünden sual olmaz Refika'nın Mutfağı'na koştum. Tarif videosunu şöyle bir baştan sona kesintisiz izleyeydim iyiydi elbet ama en canı tez, en aceleci bacı halimle hem videoya hem de alttaki yazılı tarife şöyle bir göz ucuyla bakıp "tamam" dedim oldu bu iş. Malzemeleri çıkarıp kırk yıllık pide ustası edasıyla işe koyuldum. Lakin o meşhur serçe parmağı testi ile yapılan ılık su kıvamını buldurma aşamasında kulağımda yoğurt mayalama sütü ısısı ayarlama gerginliği müziği çalmaya başladı. Kırk yıllık pide ustası bir anda mekanı terk edip yerini çaylak çırağa bıraktı; çırak en kaygısız haliyle "tamamdır herhalde bu yeeaaa" diyip mayayı suya çaldı. Tüm malzemeleri karıştırdım, hamuru tarifteki gibi tezgahta iki pat pat hoplattım, ikiye ayırıp mayalanması için sarıp kaldırdım. Ne kadar bekleyecekti ki bunlar diye tarife dönüp baktığımda hamuru öyle iki şak şak bir pat pat değil 4-5 dk hoplatmam gerektiğini gördüm. Kaygısız çırak "bırak serbest kalsın, böyle de güzel" dedi, ürünü onayladı; 45 dk sonra görüşmek üzere hamurlarla vedalaştım. 

Hamurlar bir köşede mayalanırken baharat rafına giriştim. Artık küçücük rafın acıklı karmaşasından mıdır yoksa araya farklı işler sıkıştırmış olma ihtimalimden mi o 45 dk su gibi aktı gitti ama rafın yarısı hala dışarıdaydı. İçeride olanlar da pek düzenlenmişe benzemiyordu. Buraya sonra dönerim diyip şekil verme aşaması için mayalanmış hamurlarımı çıkardım.

Ramazan pidesinde şekil önemliydi. Öyleyse bir bilene tekrar danışılmalıydı. Elimin hamuruyla Refika'nın Mutfağı'na dalıverdim ki bir de ne göreyim... O benim 45 dakikadır fırında camış gibi yatan hamurcuklarımın her 15 dakikada bir mıncırılıp, havalandırılması gerekmekteymiş ki büyüdüklerinde pufidi pufidi pidecikler olabilsinler. Usta, bu aşamada bu hamurdan olsa olsa pişi olur diyip kızartma tavasını çıkartabilir yola pişi ile devam edebilirdi. Ancak henüz kahve molasından dönmemişti ki kaygısız çırak kontrolü hemen ele aldı.  Deneyim havuzunda ideal kıvamda, emsal bir hamur olmamasının verdiği genişlik ve rahatlıkla hamurunun tam kıvam ve afiyette olduğuna çabucak ve tereddütsüz kanaat getirip işin sanat kısmı için kolları sıvadı.

Bu aşamada hakkını vermek gerek. "Nailed It" performası meşhur bir ben var benden içeriye rağmen çırak hiç de fena bir iş çıkarmadı. İşte buydu! Elinde ramazan pidesine baya baya benzeyen iki orta boy pide hamuru vardı. Pişirme talimatlarını "dikkat eksikliği sendromunun" el verdiği ölçüde dikkatle izleyip pideleri fırına verdi.

Pideler fırında pişe dursun hayın kardeşe gönderilecek poz poz fotoğraf serisi için şekil verme aşamasını fotoğraflamadığımı hatırladım. Bu güzellikler mutlaka tarihe geçmeliydi peki neden fırının içindeyken olmasındı. Hiç yoktan iyidir diyip kapağın dışından çektiğim fotoğrafı beğenmeyince, içimdeki kaygısız çırağın da gazıyla fırının kapağını açıp hızlıca bir fotoğraf daha çekiverdim.

Tüm bu süreçte kaygısız çırağın kaygısızlığının işe yaradığı tek nokta pideler henüz beş dakikadır fırındayken kapağı açmam oldu. Zira Refika'yı can kulağı ile dinleyip, yaptığını birebir uyguladığım - ya da uyguladığımı sandığım bak, çok emin değilim :) - tek şey en epik patladığım yer olmuşmuş ve ben bunun farkında değilmişim. Fırının tabanına, fırın kağıdı üzerinde,  direkt olarak salınan pide yanarmış a dostlar. Hatta sadece pide değil, fırın kağıdı bile yanarmış. :)))

Olayın bundan sonrası artık gelişine, doğaçlama gelişti. Alttakini üste al, üstü pişerse, yandı yanmadı yaparsın. Üsttekinin altını pişirmek için, akıllı ol fırın tabanına koyma, en alt rafa indir derken sonunda piştiklerine kanaat getirip mamülleri fırından çıkardım.

Tüm yanık kazıma operasyonuna rağmen PİDE #1'in kritik durumu maalesef pozitife dönemedi. PİDE #2'nin yarısını sıcakken, soğuyunca tıkızlaşıp taşlaşan kalanını da daha sonra hafiften ısıtarak, züğürt tesellisi kabilinde yiyip, nefsimizi körelttik. 

Sonuç olarak Ramazan pidesi yapıp, baharat rafı düzenleyerek çıkmayı planladığım Nirvana yolculuğum tüm mutfağa dökülüp saçılan yanık pide kırıntılarını ve baharatları temizleyip, ardından tüm mutfağı buharlardığım sonsuz karantina temizlik döngüsüne dönüşerek hayallere karıştı.

Şimdilik hoşçakal Nirvana... Darısı bir sonraki mayaya...


21 Şubat 2012 Salı

Sebebi eksik genlerim


Sahibinden, az kullanılmış ev kadınlığı geni aranıyor. Parası neyse vermeye razıyım. Gönüllülerin insaniyet namına bu köşeye başvurmasını rica ederim. Yüz naklini bile alnının akıyla yapan yurdum insanı gen naklini de haydi haydi yapar, ben eminim. Zaten böyle bir gen varsa onu da bizzat yurdum bilim insanı bulur. Ha bulunca da onunla ne yapar bilmiyorum ama annesinin zaman zaman neden psikopata bağladığını anlayacağı, hiç olmazsa bundan gayrı daha iyi bir evlat olacağı kesin.

Bir insan evladı iki süpürge tutsun, bir toz alsın, yerleri paspaslasın bu kadar mı sevmez? Sabahtan akşama önüne dosyaları yığsan, o etkinlik senin bu toplantı benim dolaştırsan bıkmadan çalışabilecekken bir sepet ütünün önünde neden tembel bir pandaya dönüşür? 

İlk adımı paylaştığım, titizlikler kraliçesi Şükriye'nin her türlü huyunu alıp en büyük özelliğini almamam ancak gen eksikliği ile açıklanabilir.

Pek sevgili ev;

Seni fazla derleyip toplamıyorsam,

gül yüzünü viledalarla, çam kokulu sıvılarla silmiyorsam,

mikrofiber bezlerle çapaklarını almak güç geliyorsa

bil ki bu seni sevmiyor olmamdan değil

genlerimdeki eksikliktendir...

evet bir süre sen ve ben, ikimiz

daha fazla içli dışlı olmak durumundayız

biliyorum ki dağılmak ve kirlenmek

senin doğanın temel kanunu

İşte bu yüzden,

sırf bu yüzden...

sahibinden, mümkünse az kullanılmış (fazla yıpranmamış olsun ki yeni bünyede isyan çıkarıp özgürlük arayışına kalkışmasın) ev kadınlığı geni arıyorum. Yok mu XXL ev kadınlığı geninden, hadi bilemedin bir X'inden kurtulmak isteyen bir gönüllü?


Etiketler

#100.Yıl #29Ekim (1) #8mart (1) #accelerateaction (1) #ağacımadokunma (1) #AilemizinGurusu (1) #anılar (8) #ArtRecreation (1) #ayrıyazılır (1) #bavulculuk (2) #benimadam (2) #BigSis (1) #bing #ai (1) #Caillou (1) #canımbabam (1) #coronatürmort (1) #Covid19Günceleri (3) #Dark (2) #dikkateksikliğisendromu (4) #doğruyazınkardeeeşim (1) #doğumgünü (3) #dünyakadınlargünü (1) #GameofThrones (4) #GeorgeR.R.Martin (5) #GiveToGain (1) #göçebe (6) #göçmenkadınlar (1) #gurbetçilik (7) #hemşire (1) #hemşirelik (6) #Hıdırellez (2) #IWD2026 (1) #içindenalmanyageçenyazılar (5) #İçindenAlmanyageçenyazılar (3) #içindenciddiyetgeçenyazılar (20) #içindenfilmgeçenyazılar (2) #içindenhüzüngeçenyazılar (2) #içindenistanbulgeçenyazılar (5) #içindenizmirgeçenyazılar (8) #İçindenMatrixGeçenyazılar (14) #içindenmizahgeçenyazılar (70) #içindenmutlulukgeçenyazılar (8) #içindenromanyageçenyazılar (2) #içindenşarkısözügeçenyazılar (33) #içindenşiirgeçenyazılar (17) #ileridönüşüm (2) #kafamaneredenesersekuşağı (5) #karantinahalleri (3) #Kayu (1) #kedigünlükleri (4) #kendimenotlar (8) #kim-olduğunu-bilirsin-sen (5) #küçükbirader (2) #küçükergen (9) #küçükkankam (7) #küçükördek (20) #lakap (1) #lost (1) #Marduk (2) #mercekbulut (1) #mim (10) #mindfulness (1) #mutluluk (3) #mylittlefeltstuff (4) #özürdilerimsezenaksu (1) #RIP (11) #seçmesaçmalar (1) #sevgiligünlük (1) #sevgililergünü (2) #SeziKalkavan (1) #soneryalçınlütfenbanakızma (1) #sonhavabükücü (2) #sonsuztemizlikdöngüsü (5) #şaşkın (42) #ŞaşkınınADHDGünlüğü (7) #ŞaşkınınAÖFmaceraları (10) #ŞaşkınınBayramÇelıncı (4) #şaşkınınsevgililergünüdileği (3) #şaşkınjunior (1) #şaşkınmutfakta (6) #şaşkınya (1) #tatil (1) #telekom (1) #uykusuzluk (1) #ValideSultan (18) #vallahidebunlarhepmizah (1) #yapayzeka (2) ArtRecreation (1)