Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni yıl, yeni yıl... Herkese kutlu olsun...

Resim
Mayalara inat umut dolu ve bereketli bir yıl olsun 2012.


Yazarın Notları: Bu Maya kehanetinden hafiften tırstığımı itiraf etmeliyim :))                          Bir de bu fotoğraf bir bloğum olduğunu hatırlattı bana.

Ne Bulduysam Koydum Keki

Resim
Ördek vakitlice uyumuş, adam da yoksa evde Şaşkın kafaya zararlı fikirler üşüşüveriyor. Nereden düştüyse artık aklıma elmalı muffin yapıverem dedim.  Tarif lazım, malzeme var mı bakmak lazım, aaa dolapta bak bu da varmış derken ne idüğü belirsiz bir şey çıkıverdi ortaya.

Şimdi siz merak da edersiniz, tarifini falan istersiniz, neme lazım telefonlarım (ne var yani artık herkeste en az 2 tane yok mu) kilitlenir, vakit geçirmeden yazayım iyisi mi.

3 adet yumurta ile bir Nescafe bardağından (üzerinde Nescafe yazandan) iki parmak eksik şekeri güzelce çırpıyoruz. Yok efendim bu çok şekerli ya da aman ne tatsız bişiy bu diyecek olursan şekeri istediğin kadar arttır, eksilt serbest. Siz bol bol çırpın, öyle diyor uzmanlar ama ben sıkılıyorum, şöyle bir çeviriveriyorum. Sonra içine yağ ve yoğurt ilave etmemiz gerekiyor. Tarifte 1 bardak sıvı yağ diyor. Ben dolapta Becel buldum. Biraz ondan erittim, üzerine biraz sıvı yağ ekledim. Toplamda bir bardaktan az oldu. Evde yoğurt olmadığından onu da b…

İsmiyle müsemma

Değişik bir adamdı. Üzerinden hiç çıkarmadığı bordo rengi, bir hayli eskimiş, yünlü bir kazak, dağınık saçlar ve kırmızı bir burun aklımda kalan. İletişim Fakültesi'nde ders veren ama paradoks bu ya mümkünse hiç konuşmayan, zorunluluk harici iletişim kurmayan bir adam. Lakin bir konuşmaya başlasın bambaşka bir insan olurdu bu defa. TRT radyosu ekolünden terbiyeli, derinlere işleyen güzel bir ses. Hani sadece telefonda konuşsan, sureti kendin hayal etsen aşık olunabilecek bir ses. Ses gerçek surete büründüğündeyse ayrıksı kişiliğiyle birleşir yine garip bir hal alırdı.

Mecnun derlerdi, aşk acısından bu hali derlerdi ama ağızlar torba değil ya büzesin ne kadar doğruydu bilmem. Başımızda kavak yellerinin estiği o yaşlarda bizim için en fazla "acayip", nedeni sorgu sual gerektirmeyen biriydi. 

Verdiği Radyo Programcılığı dersini bir yandan sever, bir yandan da kaçmaya çalışırdım mümkünse. Aynı zamanda hem hayranlık uyandıran hem de tedirgin eden bir yapısı vardı benim için.  F…

Cennet

Resim
Uyandım, gözümü açtım
Uyandın, gözünü açtın
Ellerin saçlarımdaydı her zamanki gibi
Dolamıştın parmaklarına sıkı sıkı
Gülümsedim, ki çekilmez olurum ben sabahları
Gülümsedin kocaman, tarifsiz bir mutlulukla
Cennetti o bakış, o an
Değişmem ben onu bir değil bin ömüre




Dıt dıdı dıdı dı Kayuuuu

Resim
Kanadalı Keloğlan Caillou çocuklu pek çok evde olduğu gibi bizde de çok popüler bu aralar. Güya çocuğa 1,5 yıl televizyon izletmedik. Bir gün tv'de görüp "Kayu bu!" dediğinde, üstüne "kayu dıt dıt dıt" diye şarkısına eşlik ettiğinde anladık ki artık kaçışımız yok. Kayu nasılsa hayatımıza çoktan girmiş bizim haberimiz yok. Şu bizim Kayu iyi hoş çocuk da annesini hiç gözüm tutmadı. Tespitim odur ki bu Kanadalı yengede hiç iş yok. Dün izlediğimiz bölümde Kayu büyükannesini ziyarete gidiyor. Batı milletinde anane / babane ayrımı olmadığından hangisi bilemiyoruz ama anasına bak kızını aldan yola çıkarsak anane olması kuvvetle muhtemel. Neyse efendim konumuza dönecek olursak Kayu üzüm suyu içerken her çocuğun yaptığı gibi foooş diye bardağı üzerine boca ediyor. Hisli bir çocuk olduğu için de buna çok üzülüyor. Sonraki sahnede bir bakıyoruz ki büyük anne tshirti temizlemek için çocuğu soymuş, üzerine de giysin diye dedesinin kocaman gömleğini geçirmiş. Hadi büyükanne t…

Dönmek

Resim
Yoktum nicedir buralarda. Aslında vedasız bir gitme gibiydi bir nevi. Ne yazdım ne takip ettim uzunca bir zaman. Bir yandan tam gitmek de değildi ama benimkisi. Gidemedim, temelli gitmek de istemedim hiç. Bu yüzden bir veda yoktu. Sayfa bir kasım günü, bir Ankara aktarmasında, çala kalem yazılmış bir yazıyla Ömür Hanıma takılıp kalıverdi öylece. Ha bugün ha yarın yazacağım derken günler günleri kovaladı, önce haftalar, sonra aylar oldu. Tüm bunlar olurken bir Allahın kulu "huu komşu komşuuu şaşkındın, şaşa mı kaldın?" diye sormadı, mahalle baskısıyla yer yerinden oynamadı. Okurun soracağı, yazarın ne hali ne vakti olmayınca da blog
blog olalı en derin sessizliğine gömüldü.

Beri yandan ördek okula, anne tekrar işe alıştı. Ördek büyüdü koca koca konuşmaya, yürümeye başladı. Az buz değil aradan tam sekiz ay geçti. Görüntüyle başladık değişime, du bakalım gerisi de gelir belki en kısa sürede...