Kayıtlar

Şubat, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kaburgamdaki felfazenin gizemi

Resim
Geçen sabah sağ kaburgamda bir batma ile uyandım. "Hayır olsun, bu da ne derken" Kayu ve arkadaşları ile yüz yüze geldik. Bir gece öncesinde orada olmadıklarından yüzde yüz emindim. Ne olduğunu ya da ne işe yaradığını ne siz sorun, ne ben söyleyim ördeğin Kayu felfazesi nasıl olduysa gece ayaklanıp soluğu yatağımızda almıştı.

Gizem karganın meşhur kahvaltısından önce işe giden ev beyinin telefonuyla çözüldü. Bizim yatak nicedir ördek işgali altında. Kendisini uyuduktan sonra yatağına yatırsak da kısa bir süre sonra bumerang gibi geri dönüyor.  Kendi yetmiyor her gece değişen bilimum oyuncak da silah arkadaşları olarak aramıza katılıyor. O gece küçük hanım tekrar yanımıza geldikten sonra bende film kopmuş ama sabah uyanmamıza kadar geçen zamanda meğer başka şeyler de yaşanmış.

Saat dört buçuk civarı bizimki uyanmış mı bilmiyorum ama kalkmış yataktan, doğru salonun yolunu tutmuş.  Bizim adam da o saatte cin gibi ayakta ve salonda. Bense o saatte hala yatmadıysa ayakta olan bir …

Sebebi eksik genlerim

Resim
 Sahibinden, az kullanılmış ev kadınlığı geni aranıyor. Parası neyse vermeye razıyım. Gönüllülerin insaniyet namına bu köşeye başvurmasını rica ederim. Yüz naklini bile alnının akıyla yapan yurdum insanı gen naklini de haydi haydi yapar, ben eminim. Zaten böyle bir gen varsa onu da bizzat yurdum bilim insanı bulur. Ha bulunca da onunla ne yapar bilmiyorum ama annesinin zaman zaman neden psikopata bağladığını anlayacağı, hiç olmazsa bundan gayrı daha iyi bir evlat olacağı kesin.

Bir insan evladı iki süpürge tutsun, bir toz alsın, yerleri paspaslasın bu kadar mı sevmez? Sabahtan akşama önüne dosyaları yığsan, o etkinlik senin bu toplantı benim dolaştırsan bıkmadan çalışabilecekken bir sepet ütünün önünde neden tembel bir pandaya dönüşür? 

İlk adımı paylaştığım, titizlikler kraliçesi Şükriye'nin her türlü huyunu alıp en büyük özelliğini almamam ancak gen eksikliği ile açıklanabilir.

Pek sevgili ev;

Seni fazla derleyip toplamıyorsam,

gül yüzünü viledalarla, çam kokulu sıvılarla silmiyorsa…

Kaldığımız yerden devam

Hiç bahsetmiş miydim bilmem, fena halde dikkat eksikliği sendromundan muzdaribim. Bende bu konuda malzeme bol olduğundan bahsetmiş olmam da muhtemel ama eski yazıları da kurcalayamayacağım. İş yaşamımda yoğun çabalarla dizginleyebildiğim bu durum çalışmadığım zamanlarda hortluyor, Terminatör oluyor geri dönüyor.

İşsizler ordusuna bir şekil gönüllü yazıldım ya geçenlerde, daha ertesi gün rahat battı. Ne zamandır vakitsizlikten harman yerine dönmüş evle ilgilenmeye çalışıyorum o gündür. Sağduyu diyor ki öncelikleri belirle, planla, yavaş yavaş ama itina ile gerekirse günde tek bir oda yap ama tam yap. Bir heves başlıyorum ki çok geçmeden benim Terminatör devreye giriyor. Küçük odanın dolap çekmecelerini toparlarken kendimi salondaki büfenin önünde buluveriyorum, o daha bitmeden nasılsa bir bakmışım mutfaktayım ve  buzdolabının ne zamandır beni rahatsız eden çekmecelerini siliyorum. Oysa aslında kafamdaki küçük tuvaleti kırklamak ki bulaşık makinesini çalıştırdığım gibi kendimi orayı tala…