Kayıtlar

Ocak, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kısa Bir Mola

Kasvetliiii, fırtınalı bir havaaa
Nasılsa kayboldum bu karanlıktaaa
Bana söyler misiniz
Nasıl gidilir
Susam Sokağınaaaa

Ne zaman hava karanlık ve kasvetli olsa aklıma Susam Sokağı'nın bu şarkısı düşer. Bugün nispeten aydınlandı havamız ama yağmur, soğuk kapıdaymış. Bir kaç gün daha söyleyeceğim anlaşılan.

Susam Sokağı'na nasıl gidilir bilmiyorum ama ben Sapanca'ya doğru kısa bir seyahate çıkıyorum. Belki hava değişimi, temiz hava iyi gelir bünyeye, gece uykusuzluğuna kim bilir.

Pazartesi görüşmek üzere...

Uykusuzluk Başa Dert

Aslında benim hikayemde uykusuzluk yanlış kelime. "Gece uykusuzluğu" demek daha doğru. Geceleri baykuş gibi oturup, sabaha karşı uyumak ve sonuçta sabahın güzelliklerini kaçırmak da tanımı. Kendimi bildim bileli gece uykusuyla sorunum oldu. Küçüktüm, ufacıktım annem yatağa yatırırdı ben kaçar salon kapısının arkasından televizyonun sesini dinlerdim ta ki anneme yakalanıp tekrar yatağa postalanana kadar. Sinemaya olan tutkum da işte ta o zamanlardan başladı. Büyüdüm hala gecenin karanlığını birşeyler izleyerek yaşamaya devam ediyorum.

Kimi zaman okul, kimi zaman iş hayatı zorladı sabahları erken uyanmaya. Şanslıydım okuduğum okullara hep yakın oldum. Çalışmaya başladım bu sefer iş başa düştü kendi şansımı kendim yarattım. Evim işime yakın olsun da kirası ne olursa olsun, bu da hayattaki tek lüksüm olsun dedim ve maaşımın hatrı sayılır bir bölümünü ev sahiplerimle paylaştım. Yeter ki gecenin benden çaldığı saatlerin en azından birini sabahları kullanabileyim.

Ne kadar sabah insa…

Dikkat Emniyet Amiri Arayabilir!

Demiştim ya garip şeyler gelir beni bulur diye işte bu da o günlerden biri anlaşılan. Tam da doğumgünleri de bitti bugün ne yazsam ki diye düşünürken evren yine beni mahçup etmedi eksik olmasın.

Halbuki uzun zamandır ilk defa erken kalkmıştım ve daha da önemlisi kalkmakla kalmayıp bir de uyanmıştım. Uyku konusuna daha sonra değiniriz. Uzunca bir süre çok çalışıp sonra ara verdiğinde vücudun tatil modundan çıkması biraz zaman alabiliyor sanıyorum. Her neyse, herşey normale mi dönüyor acaba dediğim bu noktada garip birşey olmaması kaçınılmazdı elbette ki. Ne de olsa Şuşu'nun dünyasında geçiyor olaylar.

Güzel güzel oturmuş Boston Legal karşısında sabah keyfi yaparken telefonum çaldı. Hızlı hızlı konuşmaya çalışan ve Emniyet Amiri olduğunu iddia eden bir beyefendi (!) idi karşımdaki ve ısrarla kimi aradığını öğrenmeye çalışıyordu. Kardeşim beni arayan sensin kim olduğumu da bilmen gerekmez mi? Bu telefon açıp da karşısındakine kim olduğunu soran kişilere zaten çok kızarım. Telefon adab…

Benim Küçük Kankam

Resim
Her sene bir defa doğumgünümüz oluyor ya işte bundan 10 sene önce ablam bana süpriz bir doğumgünü partisi vermeye karar verdi. Yalnız bu partinin ilginç yanı mekanın hastane olmasıydı. Yok, yok başımıza kötü birşeyler gelip de kendimizi hastanede bulmadık. O akşam daha doğumuna 2,5 ay olan ablam ille de ben kova burcu olucam diye inat eden minik fasülyenin doğum sancıları nedeniyle kendini bir anda hastanede buluverdi. Hastanede geçen uzun bir gecenin ardından sadece sabaha kadar sabredebilen Ata'mız günün ilk ışıklarıyla birlikte dünyaya geldi. O seneki doğumgünü hediyem mini minnacık bir yeğen olmuştu. Bu minik adam benden bir sonraki günü kendine doğumgünü olarak seçmekle kalmayıp bir de ablama her gün dejavu yaşatacak şekilde benim bazı meşhur özelliklerimi de aldı.

Bugün 27 Ocak 2009. Küçük kankamın tam 10'uncu doğumgünü. Geçen sene aynı ayakkabıları paylaşabilirken bu sene ben onun küçülmüş ayakkabılarını giyiyorum. Bana süpriz doğumgünü partisi düzenleyip, kendi yaratıc…

Merhaba...

Şairin yolun yarısı dediği, tam da babamın öldüğü yaşın yarısı olan, yeni yaşıma yeni bir hayata başladığım yeni bir şehirde giriyorum. İzmir, Eskişehir, İstanbul derken dün itibariyle 3 aydır resmi olarak yeni ikametgahım olan Bursa'da. Bu nedenle galiba daha bir heyecan verici bu doğumgünüm benim için. Bilmediğim şeyler beni bekliyor ve heyecanla bekliyorum hayatın getireceği değişiklikleri.

Tanıyanlar bilir ama tanımayanlara kısacık bir özetle başlamak istedim.

35 yıl önce bugün İzmir'de açmışım afacan gözlerimi dünyaya. O gün bugündür de öylece bakar dururum. Ailede "olgun yetişkin rolü" önceden ablam tarafından kapıldığından benim nasibime pek düşmemiş. Yoksa benim bi suçum yok ruhsal yaşımın beden yaşımın gerisinde kalmasından.

İsmimi annemin rüyasına giren bir dededen, göbek adımı ise anneannemden almışım. Adıyla birlikte pek çok özelliğini de vermiş Şükriye sultan. Tez canlılık, bununla gelen sakarlık, inatçılık, dik kafalılık ve en önemlisi hayatta bir başına a…