3 Temmuz 2019 Çarşamba

Unutulurmuuuuş


"Unutmak insanoğluna bahşedilmiş en özel hediyelerden biri. Beynin fazla yükünü damıtıp yoluna devam etmesi."

diye başlamışım yazmaya 2014 Kasım'ında. Öylece kalmış taslaklarda. Neden yazmışım, devamında ne gelecekmiş hiç bir fikrim yok. Cümlenin ruhuna uygun olarak beynim damıtmış, unutmuşum gitmiş.

Neredeyse iki yaşıma uzanan görsel, işitsel anıları olan ben unutmam sanırdım hiçbir şeyi. Bal gibi de  unuturmuşum. Büyüyünce Maria olmayı uman Şaşkın'a "hemşireee neydi o Alman'ın adı" şoku.

Dört dörtlük olana kadar yine sanki iyiydi de bu dört buçukluk mu bozdu acaba beni? Yoksa hain menopoz mu? Ya da o sinsi haşimoto?

Konuyu bir yere bağlayacaktım da nereye bağlayacaktım hemşireeee? Unuttum diye karalar mı bağlayacaktım? Karanlık tarafa mı geçecektim? Kara gözlüm efkarlanma... Yok o da değildi...

Hah! Netflix'imin çiçeği Dark'a bağlayacak idim. İkinci sezonu için 21 Haziran'a gün saydığım günlerden bir gündü. Hadi dedim birinci sezona şöyle bir hızlandırılmış özet geçeyim.  Kim, kiminle, ne yapıyordu, kim gördü, ne dedi bir hatırlayayım. Malum, dizi Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık'ı gibi, elinde soy ağacı olmadan takibi zor. İzledikçe kendime verdiğim kredi notu hızlıca düşmeye başladı. Kendimi, sanki ilk defa izliyormuşcasına, birinci sezonu baştan sona tekrar izlerken buldum. Üçüncü sezonu muhtemelen 27 Haziran 2020'de yayınlanacak ve görünen o ki bu defa iki sezonu birden baştan izlemem gerekecek.

Bak bunları yazdım yine aklıma sen geldin, dellendim Martin Reyiz. Mucize bu ya, salıyorum son iki kitabı dedin. Mini dizi de değil ki bu, o tuğla gibi kitaplarını iki gecede tekrar okuyup bitirelim. Ah be reyiz!

Ne diyorduk? Unutulurmuuuuuş...



19 Haziran 2019 Çarşamba

Previously on Şaşkın

Baharın gelişinin sembolü Martişor.
Umut olsun... Her şey çok güzel olsun...


İyi de biz buraya ne yazıyorduk? Nasıl yazıyorduk? Kızım sen George R.R. Martin misin de yazar tıkanıklığı yaşıyorsun? Yaz işte, sal gitsin. Ah bir başlayabilsen, bak devamı gelecek... 

Aç parantez. Bak George R.R. Martin dedim aklıma geldi sinirlendim gene. 6 sene olmuş ben yazdığı son kitabı okuyalı, bu yazıyı yazalı. Dizisi bile bitmiş gitmiş ama o son iki kitap hala bitmemiş. Sal artık sen de Martin reyiz, sal gitsin. Nasıl izlediysek o uyduruk finalli diziyi ne yazarsan yaz, onu da okuruz. Kapa parantez. 

En taze gelin halimle gelmiştim ben buraya. Sevgili hemşireme "kızım sen olmasan hayatta gelmem bu şehre" dediğim Bursa'ya kaderin bir cilvesi olarak yeni taşınmıştım. 

Müzmin bekardan acemi evliye, çok yoğun bir iş hayatından "şimdi sen yeni evlenmişsin, yaşın da var, hemen çocuk yaparsın, istemezük" cevaplı seri iş başvurularına yatay geçiş yapmıştım. 

Madem iş güç yoktu bari yazayımdı. Anlatacak bir şeyler ille ki bulunurdu. 

Derken önce ördek anası, sonra çalışan ördek anası, en nihayetinde gurbetçi ördek anası oldum. Şehir içi, şehirler arası derken profesyonel göçebeliğime ülkeler arası taşınmalar ekledim. 

Hani daha karpuz kesecektik, Almanya maceralarımı yazacaktım derken kendimi Balkanların koynunda, Bükreş'te buldum. 

Küçük ördek büyüdü, kuğu oldu, ergenliğe yavaştan adım attı.

Çılgın kızımız Köpük katıldı aramıza bir de kedi anası oldum. 

Saçlarımdaki aklar, yüzümdeki çizgiler arttı, az biraz yaş aldım. 

Ne yapılır ki bu ülkede diye geldiğim Romanya'da çok gezdim, çok öğrendim, hayatıma yepyeni arkadaşlar kattım. 

Yokluğunda blog seni az biraz Instagram'la aldattım. Fotoğraf çektim, #mybeautiful_romania tag'iyle paylaştım. 

Gece uykusuzluğu hala başa dert olsa da vakitlice uyanmalara en nihayet alıştım. 

Belki düzenli yazmaya da alışırım bir gün. Bir umut... 



13 Haziran 2019 Perşembe

Kedidir, kedi



Burada bir blogum vardı. Açıp açıp kapattığım. Ve hayatıma değen komşular. Hiç görmesem de yakın hissettiğim. Bir de kafamda hiç durmadan konuşup duran düşüncelerim. Zihnimde yazıp yazıp, tembellikten bloga az biraz aktardıklarım.

Almanya'nın kasvetli havasına memleketin hüzünlü haberlerinin ardı ardına karıştığı günlerden bir gün, durdum.

Ha bugün, ha yarın derken beş yıl geçmiş aradan ayrı ayrı.... Devamı acaba gelir mi, buluşalım gayrı...

Yoksa kedidir, kedi midir?  Bil bakalım Şaşkın Göçmen şimdi de nerededir?

E o zaman, hadi başlayalım... Yeni, yine, yeniden...


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...