Kayıtlar

Mayıs, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şaşkın'ın Telekom'la İmtihanı

Resim
En son geçen sene İstanbul’daki evimden taşınırken telefon ve adsl hatlarını kapatmak için yolum düşmüştü Türk Telekom’a. Hat iptali açtırmaya oranla daha az yapıldığından olsa gerek hem fazla sıra beklememiş hem de hızlı bir şekilde yaptırmıştım işlemlerimi. Özelleştirme sonrası hizmet kalitesindeki değişim ise dikkate değerdi ya da bana öyle gelmişti, sadece bir yanılsamadan ibaretti.

O gün telefon hattımı kapattırıp Bursa’ya taşınmadan önce bir süre geçici sığınma talebinde bulunduğum ablamın evine geldikten yarım saat kadar sonra cep telefonum çaldı. Türk Telekom’dan arayan bir yetkili telefonumu kapattırma nedenim ile ilgili küçük bir anket yaptırdıktan sonra yeni bir kampanyalarından bahsetti ve istersem hiç bir ekstra işlem yapmama gerek kalmadan bulunduğum yeni adrese yeni bir hat bağlayabileceklerini söyledi. Sanal telefon adı verilen bu uygulamaya göre Türkiye’nin herhangi bir yerinden çağrı merkezi numarasını arayarak, bir şifre yardımıyla bu hattımdan yararlanabilecek, yüzd…

Manasız Yazı

Resim
İstanbul'da geziyordum yazmadım. Döndüm geldim kürkçü dükkanına yorgundum yazmadım. Sonra 19 Mayıs'tı, resmi tatildi, yazmadım. Ananede misafircilik oynadım yazmadım. Küçük kız kardeşe doğumgünü pastası yaptım, hediyemi aldım kutlamaya gittim, gün bitti yazmadım. Huysuz blog komşusundan azar işittim yine yazmadım. Aylar sonra tırnaklarımda kırmızı ojelerim oldu küçük kız çocukları gibi onlara bakarken bir baktım yine gün bitmiş yazmadım. Derken gece oldu gün cumartesi ile kavuştu, haftasonu geldi. Bizim tükkan haftasonları ille ki kapalı olur. Kendi kendine kapanma özürlü kurutma makinesi nöbetinde olduğum şu uykusuz gece bahanem olsun bu manasız yazıya, en azından kıyısından yakalayıp bu haftayı yazısız bırakmayayım dedim... Yaza yaza bunları yazdım.

Son olarak bu çocuk benim gelecekteki çocuğum olabilir mi, geleceğin fotoğrafı şimdiden çekilebilir mi çok ama çok merak ediyorum.


Mim Cadısı Bi Rahat Bıraksan Diyorum Ya

"Blogumu okumuyor musun?" diye çemkirdi. "Ne okuycam tatildeyim kızım ben" dedim üste çıktım hemen. Aman biliyoruz hep tatildeyiz de İstanbul'dayım kardeşim bu sefer. Gidilecek bir sürü yer, görülecek bir sürü kişi var. Hem bilgisayar kullanımı açısında da deplasmandayız. Meğer yapacağını yapmış mimlemiş beni yine, ondanmış çemkirmesi. Yahu yüz kişi var listende arada değişiklik yap başkaları da sebeplensin diyorum. Yok bana mısın demiyor. Kadın bayılıyor beni mimlemeye, zevk alıyor. Bir de demez mi bunu yaptım yetmedi, bir tanesi daha geliyor diye. Dün şahsına da dedim ama buradan da açık seçik beyan ediyorum güzel kardeşim hele hele o dekorasyon mimi gelsin beni bulsun var ya gazabım büyük olur. Mutluluk ve sevgi kelebeği olmak üzerine ne kadar mim konusu varsa bulur salarım üzerine, mutlulukla zehirlenir, görürsün o vakit gününü!

"Ölmeden önce ve yahut hemen okumak istediğim 10 kitabı"ı sormuşsun ya işte beni tanıyan biri olarak öncelikle buna şaşı…

Benim Annem Güzel Annem... Bir de Küçük Kardeşim... Sizi Ben Pek Çok Severim...

Bizim ailede mayıs ayı demek ard arda gelen kutlamalar demek. Mayıs Hıdırellez ile başlar, 9’unda annemin, namı diğer Hayruş Sultanın doğum günü, 10’unda küçük kardeşin doğum günü ve en nihayet anneler günü ile devam eder. İşte bugün bunlardan ikincisi, sevgili Hayruş Sultanımızın doğum günü. Kendisi ancak cep telefonundan konuşabilme ve mesaj okuyabilme düzeyinde bir teknoloji kullanıcısı olduğundan internet dünyasına da uzak. Dolayısıyla burada yazdıklarımı okuma şansı da yok. Bu nedenle kendisine buradan nameler dizmek yerine akşam boynuna sarılıp, öpüp kutlamak üzere İstanbul’a doğru yola çıkıyorum.

Gelelim sevgili küçük kardeşe, ki kendisi bu sayfaları ziyaret etmekte ve Adsız rumuzuyla müstesna yorumlarda bulunmaktadır. Yarın da seni öpeceğim yanaklarından amma buradan bir iki satır bir şeyler yazmadan da geçemedim. Ulan bunca sene aynı evde başımın etini ütüledin, eve kız atacam diye habire evden kovdun, sabahları uyandır dedin uyandırmaya çalışırken türlü türlü sakatlık tehlike…

İçim Pırpır Eder Hıdırellez Zamanı

Resim
"Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyas’la karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar, arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa... Kıyametin habercileri Hızır’la İlyas olacaktır.

Hızır’la İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. S…