Sayfalar

1 Temmuz 2024 Pazartesi

Baba Bizi Kuşlara Götür



Doğdukları günden itibaren binlerce fotoğraf ve videolarını çektiğimiz, çılgınlar gibi de paylaştığımız çocuklarımızın aksine, çocukluğuna ilişkin zamanın şartlarına göre makbul ölçüde fotoğrafı olsa da hiç videosu olmayan bir X Kuşağı mensubuyum ben.

Tam da bu nedenle zamanın şanslı çocuklarından Sertab Erener'in çocukluğundan görüntülerin yer aldığı İncelikler Yüzünden şarkısının klibini ilk izlediğimde bir miktar içlendiğim ve özendiğim doğrudur. Telefonumdaki binlerce anlamsız, bir daha hiç dönüp bakmadığım video yerine babamın gülüşünü görüp, sesini tekrar duyabileceğim tek bir video olabilmesi için neler neler vermezdim.

Yapay zekaya olan merakım malumunuz. Vakit buldukça yenilikleri keşfetmeye bayılıyorum. Sosyal medya algoritmam da eksik olmasın sürekli bu tip içerikleri çıkarıyor karşıma. Luma AI ile tanışmam da bu şekilde oldu. Fotoğrafı canlandırdığı söylenen bu iddialı uygulamayı hemen denemesem olmazdı elbette. Babanı dile getirecek teknoloji henüz olmasa da, Instagram'da "bu uygulama ile fotoğrafınızı canlandırabilirsiniz" diyen çocuğun videosundaki gibi benim çocukluğum da minnak adımlar atacak mıydı acep? "Ya da o zamanlar Instagram olsaydı, Valide Sultan nasıl bir reels paylaşırdı?" merakıma derman olabilecek miydi?

Hemen çocukluk albümüne koştum ve sevgili hemşirem ile yer aldığımız, çocukluğumun en unutulmaz anıları ve yerine sahip İzmir Cumhuriyet Meydanı, namı diğer Kuşlar'da çekilmiş bir fotoğraf ile işe koyuldum. İlk denemede "kuşları uçurmasını" istedim ve bir baktım kuşlar gerçekten de havalandı. Kuşlardan görünmeyen ayacıklarıma mini mini pabuçlar bile ekledi pek muhterem yapay zeka. Heyecanla Instagram'a koşup ilk eserimi paylaştım. 

Lakin bu kadarı kesmedi tabii beni. Aynı günden başka bir fotoğraf karesi buldum ve bu defa "bizi yürütmesini" istedim. Bu komuta şaşırtıcı derecede yaratıcı ve sürreel bir karşılık verdi yapay zeka.  Komutu biraz daha değiştirip aynı fotoğrafla bir deneme daha yaptım ve istediğim yürüyüş efektini bu defa yakalayabildim. Ve elimde üç mini minnacık film parçası, Canva'ya oynamaya gittim. 

Sonuç olarak biraz Lumai, biraz Canva ve bir miktar da yaratıcılık ile, zihnimdeki en eski repliklerden biri olan "baba bizi kuşlara götür" ve iki eski çocukluk fotoğrafım Chaplin tadında başlayıp, Luis Buñuel'e selam çakarak sona eren mini bir filme dönüştü.


Filmin Adı: Baba Bizi Kuşlara Götür
Kurgu: Şaşkın Kova
Yıl: Mart 1976
Keyifli izlemeler :)


Siz de bu yaratıcı yapay zeka uygulaması ile oynamak isterseniz linki buraya bırakıyorum: Luma Dream Machine 

11 Mayıs 2024 Cumartesi

Başımın Tacı


 🎶🎵🎶

Çeneler havaya
Selfie modlar kadraja
Tek tacımı kendim yaptım
Üç boyutlu kendim bastım
Kutlayalım tebaamla

 🎶🎵🎶

Laf aramızda, kimselere söylemeyin ha, tabii ki de tacımı kendim yapıp, kendim basmadım. Şarkıda, öylesi güzel oldu, benim de işime geldi. Planı, yapımı, dağıtımı, taşlanmasında dahlim ve bi takım atraksiyonlarım olmuş olabilir ama üretim, haşaaa. En bi yetenekli ve en bi sevdiğim Üretim Ekibimizin ellerinden çıktı caaanım tacım. Başımızın tacı annelerimize taç yakışır dediler, yakıştı da hakkaten. Çünkü bir taç kime yakışmaz?

Tacımı almış, kafama takmışken bu fırsatı değerlendirdim. Bir yandan siz sevgili blogır komşularım için en bi yeni bestemi yazarken bir yandan da ütopik ve dahi tropik bir diyarda kraliçeliğimi ilan ettim. İleride ders kitaplarında okutulacak, sizlerinse "biz kuruluşuna bizzat şahit olmuştuk buradan diyeceğiniz", üzerinden yağmur eksik olmayan Şaşkınya Kraliçeliği de işte böyle kurulmuş oldu sevgili komşularım. 

Şaşkınya'mın güzellemelerini geleceğin tarihçilerine bırakıyor; bir can'ın bakımına canan olmuş tüm annelerimizin Anneler Gününü kalpten kutluyor ve Eurovision izlemek üzere olay mahallini terk ediyorum.

İmza:

Şaşkınya Kraliçesi I. Şaşkın


Not: 

Kraliçeliğimizin aldığı ilk karar önümüzdeki yıl Eurovision'a katılmak olup, katılımcı şarkı için kayıtlarımız başlamıştır.

Dip Not:

Şarkının Orijinali neydi der misin? Ya dersen?: Nil Karaibrahimgil, Pırlanta

24 Mart 2024 Pazar

Bana Mutluluğun Resmini Çizer misin, Copilot?

Güneşli bir pazar sabahına Yuki'nin iki tokatı ile uyandım. Geceden tüm mamaların dibine kibrit suyu döken Göbek Reyis'in en yeni numarası, sabah rızkını dilenmek için tokatlama marifetiyle uyandırmak. Yaşlı kadına bu pazar da uyku yok diye homurdanarak el mecbur günü erkenden başlattım.

Taze Ergen büyütannesine ziyarete gidip evden el ayak çekilince, biraz balkonda güzel havanın keyfini çıkardım. Oturan Şaşkın görmüş aşk çocuğum Göbek Reyis bu anı kaçırmayıp koynuma girmek suretiyle bana eşlik etti. Narin Prenses Köpük Hanım ise bu süreçte, salondaki battaniyede yalnızlık huzurunun keyfini sürmeyi tercih etti.

Güzel havayı içime iyice doldurup, yine epeydir boşladığım Göçebe Günlüğüme el atmak üzere bilgisayarın başına geçtim. Salona geçince kediler alemindeki roller de değişti. Göbek Reyis Narin Prensesi kovalayıp, battaniye üzerinde beyliğini ilan ederken, Narin Prenses de sancağını kucağıma dikiverdi.

Girizgahı pazar keyfi üzerinden yaptım da başlık ne alaka? Ona da geleceğiz elbet, önce hafiften paslanmış yazma ve parmak kaslarını biraz ısıtalım. :)

Biraz iş, en fazla da kişisel merak gereği bu aralar yapay zeka ile fazla haşır neşirim. Yenilik ve bilgiye karşı korkusuzca bir merak... Çünkü kovalık bunu gerektirir. Netflix'in yeni popüler bilim kurgu dizisi 3 Body Problem'de insanlıktan umudunu kestiği için uzaylıları dünyaya davet eden bilim kadını Ye Wenjie'nin de su katılmamış bir kova olduğunu iddia edebilir ama kanıtlayamam.

"Yapay zeka bizi köle kendine köle yapacak, işlerimizi elimizden alacak, bizi işsiz bırakacak" diye ağlaşıp kendisini görmezden gelmek de var. Ok yaydan çıkmış bir kere, kendisine insani dokunuşları en iyi yapan kazansın, o meşhum günler gelene kadar da biz onu en iyi şekilde kullanalım demek de. Bilimin askeri olarak bizim de safımız belli. Her şeyde olduğu gibi bunda da geleceğin insan soyuna getireceklerini zaman gösterecek.

Microsoft Bing'in yeni yapay zeka uygulaması Copilot'la iş gereği epey bir oynadıktan sonra biraz da şımarmak istedim. Kendisine bizim coğrafya için belki de en klişe soruyu sorarak cevabını bekledim.

- "Bana mutluluğun resmini çizebilir misin, Copilot?"

Hızlıca düşündü ve tabii ki sondaki Copilot hitabındaki coğrafi dokunuşu es geçerek, bulutların üzerinde ve gökkuşağının içinde mutlulukta gezinen bir pilot resimleyiverdi.


Kendisine ikinci bir deneme hakkı verdim ve bu defa soruyu "Bana mutluluğun resmini çizebilir misin?" olarak güncelledim.

Bu defa adeta bir cennet bahçesinde torunları ve evcil hayvanlarıyla mutlu ve güzel vakit geçiren büyük anne ve baba sahneleri resmetti. Bu denemedeki ortak figür ise yine, globalde mutluluk sembolü iken ülkemizde epeydir anlamsızca ve acımasızca yaftalanan, gökkuşağı oldu. Diğer dikkatimi çeken ise insanların en iyi ve en mutlu hallerinin kendi çocuklarındansa torunları birlikteyken hasıl olmasını yapay zekanın bile çözmesi oldu.

Copilot Türk olsaydı ne çizerdi diye düşündüm sonra. Ailecek yapılan, mutlu bir pazar kahvaltı sofrası olabilir miydi mesela? Ya da Ramazan dolayısıyla bir iftar sofrası?

Yan odadan gelen ütünün çağrısıyla yapay zeka destekli hayal dünyamdan hayatın kırışık gerçeklerine geri döndüm sonra. 

Kendi mutluluk sahnenizde güzelliklerle dolu bir pazar diliyorum. 



8 Mart 2024 Cuma

#KadınlaraYatırımYapın


 

Evet, her şeyi yapabiliriz! Ve biz yaparız, dünya değişir! Birleşmiş Milletlerin bu sene Dünya Kadınlar Günü için belirlediği tema ve konuşmalarda kullanılan hashtag  #KadınlaraYatırımYapın. Bu çağrının tüm dünyada "fırsat eşitliğinin" daha fazla ses bulmasını sağlamasını ve daha güzel yarınlara vesile olmasını tüm kalbimle diliyorum. Tüm kadınların "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" kutlu olsun!

Ve evet, AI yine iş başında. :))

30 Ocak 2024 Salı

Dağ Başını Duman Almış, Yürü Ya Şaşkın


Şurada anlatmıştım yıllar yıllar evvel; bir karışıklık olmuş da "yürü" komutunu"göç ya kulum" olarak mı anlamıştım acaba? Evet, o yazının üzerinden de bir ülke ve üç taşınma daha geçmiş olabilir ama cumayı 18.775, dünü de 19.041 adımla kapattıktan sonra idrak ettim ki kesinlikle, tam olarak, kendi manasıyla, "yürü" de denmiş. Yoksa bu yaşımda beni hunharca yürütmeye devam eden bahtsızlıklar komedyasının başka bir açıklaması olamaz.

Tamam yürümek sağlıklı, kişisel karbon ayak izini düşürmenin askeriyiz, zaten şu yaşına geldin tekerlekli taşıtlarla olan ilişkini de yoluna koyamadın falan filan fıstık da; ey hayat, bu orta yaşlı kadına biraz insaf mı etsen sen artık?

Hem zihinsel hem de bedensel olarak yangınlardayım, geçen senenin yıllık izninden kalan son iki günü hafta sonuna bağlamak suretiyle kullanayım, az biraz dinleneyim, az biraz tatildeki ergenimle vakit geçireyim diyerek girdiğim bu yolda bu kadar çok ve anlamsız yürüyeceğim elbet aklımın ucundan geçmezdi. "Tatilim bomboş, ayaklarımda bir sızı/ ateşe atılmış kor gibi bedenim yanıyor hala/ tatilim bomboş, gözümde yaşlarla, ayazda dona dona yürümekteyim." nağmeleri eşliğinde yürüdüm de yürüdüm.

O kadar yürümenin sonu en azından vuslata varmak olaydı iyiydi ama çıktığımız her iki yolun da sonunun çıkmazda olması bana yine kaderin bir oyunuuu... Bizim ergene sporcu lisansı çıkaracağız diye şehrin bir ucundan diğerine kapı kapı dolaş, "yanlış işlem yapılmış, şöyle böyle yapıp yine geleceksin" densin,  dön geri yine dolaş, lakin bir atılamayan tek bir imza nedeniyle tüm o uğraş ve çaba boşa gitsin. Aklını çıldırırsın ama bir şey de gelmez elinden. 

Sporla alakası en fazla izleme seviyesinde olan ben bonservis almak denilen şeyi bu yaşıma gelmişim ya televizyonda duymuşum ya da filmlerde. Onlarda da millet bonservisiyle bi çuval para götürüyor. Bizim de lisans yenileyebilmek için çocuğu önce transfer etmemiz gerekiyormuş ama bizim hikayede başa bela bir kağıt oldu çıktı kendisi. Hem yeni kulübe, takıma girecek diye, üzerine para verdik, hem de artık oynamadığı okul takımına, yarı yıl tatili nedeniyle, bonservis kağıdını imzalatamadık. Günün sonunda bir lisans uğruna saatlerce şehri tavaf ettik etmeye ama kendisini almayı başaramadık.

Bu sabah sözde tatilde dinlendireceğim, sızım sızım sızlayan yorgun bedenimi güçlükle yataktan kaldırırken böyle tatilin ızdırabına gelişine sövdüm bi ağız dolusu. Neyse ki özüme çabucak döndüm, 777 dedim aldım kabul ettim olanı biteni, geçip giden uuu bir tatilin daha üzerine üç süpürge, bir vileda çekip tamamına erdirdim. Darısı yine yeniden artık bir sonrakinin başına. Hem bak Şaşkın, yaş 50 olunca iki haftalık yıllık izin hakkına bir hafta daha ekliyorlarmış. Hadi yine iyisin. Şaşkın üç hafta izin almııış, yürüyelim arkadaşlaaaar... 


Dip Not: Fotoğrafın konumuzla bir alakası yok gibi de ama var gibi de :)). Yazıya uygun görsel ararken anılar arasından fırlayıverdi. 2017 senesinde iki arkadaş ve kızcelerimizle yaptığımız Braşov (Romanya) seyahatimizden. Teleferikle çıktığımız 960 m yüksekliğindeki Tampa Dağı'ndan kızcelerin isteği üzerine sisin içinde yürüyerek şehre inerken çekmiştim. Tabii ki çok yürümüş, kaybolmuş ve nihayet indiğimizde şehrin alakasız bir yerinde bulmuştuk kendimizi. 

26 Ocak 2024 Cuma

50 Beaaa


Orta Doğu ve Balkanların en tembel blogırı olarak günler sonra, sıradaki yazım bu fani dünyada geçirdiğim yarım asrın şerefine gelsin. 🎉 

Bir zamanların Casper lakaplı, keltoş bebesi dolu dolu yaşanmışlıklarla bugün tamı tamına 50. yaşına giriyor. Nasıl geçti habersiz diye tıngırdatırsam nameleri yalan olur. Neler sığdırmadım ki o yıllara. Evlat oldum, can parem kızıma anne oldum. Baş belası bir kardeş ve abla, biricik yeğenime teyze, arkadaşlarına Google Teyze, daha nicelerine çılgın teyze, kedi annesi, köpeklere fısıldayan kadın oldum. Öğrenci oldum, öğreten oldum ama en çok öğrenen oldum. Uzun saçlı, kısa saçlı, gözlüklü, gözlüksüz, sonra yine gözlüklü oldum. Çok çok ve güzel dostlar ve bir o kadar çok da beynimde yer işgal eden gerekli gereksiz bilgiler biriktirdim. Çok gezdim, çok çok şehir içi, şehirler arası, yetmedi ülkeler arası taşındım. Çok mutlu günlerim de oldu, çok mutsuz da. Geleni aldım, kabul ettim hayata hiç küsmedim. 50 de buyursun gelsin, 777 onu da aldım kabul ettim. :)) Zaten #yapayzeka ile anlaşma yaptım 100'de beni fıstık gibi bi avatar yapacak. 

#İyikidoğdumbeaaaa 🎉 🎉 🎉 


Sizleri geçip giden uuuu yıllarıma adadığım mini filmimle baş başa bırakırken fonda Felicità şarkısı çaldığını hayal etmenizi umuyorum. Müzik ekli olan versiyonu eklemedi çünkü blogırcım. Orijinali Al Bano & Romina Power çiftine ait olanı değil, Berlin dizisindeki Berlin & Damian versiyonunu ama. Öyle bir söylemişler ki beni benden aldı bu ara. Berlin dizisindeki bu klip tadındaki sahne ile izlemek istersen de durma tıkla gelsin. Ah o rahmetli Öztürk Serengil bu şarkıyı biz çocukken kafamıza "feliçita, öyle zayıf ki, öyle ince ki, sanki çıta" diye kazıyarak kodlamış. Bendeki fil hafızası da bi reset atmamış. Meğer nasıl da güzel sözleri varmış. :)

***

Mutluluk (Felicita)

El ele tutuşup, uzaklara gitmektir

Mutluluk

İnsanların arasındaki masum bakışın

Mutluluk

Çocuklar gibi yakın durmaktır

Mutluluk, mutluluk

Mutluluk

Tüylerden bir yastıktır, 

geçip giden nehrin suyudur

Perdelerin arkasından yağan yağmur

Mutluluk

Barışmak için ışığı karartıyor

Mutluluk, mutluluk

Mutluluk

Sandviçin yanında bir kadeh şarap mı

Mutluluk

çekmecenin içine bir not bırakmaktır

Mutluluk

Seni ne kadar sevdiğimi iki sesle söylemek

Mutluluk, mutluluk

Dinle, havada zaten

Bizim aşk şarkımız

Mutluluk tadında bir düşünce gibi

Hisset, havada zaten

Daha sıcak bir güneş ışığı

Mutluluk tadında bir gülümseme gibi

Mutluluk

Sürpriz bir akşam.

Radyo çalıyor.

Kalplerle dolu bir tebrik kartı

Mutluluk

Beklenmedik bir telefon görüşmesi

Mutluluk, mutluluk

Mutluluk

Geceleyin bir sahil, vuran dalga

Mutluluk

Sevgi dolu kalbin üzerinde bir el

Mutluluk

Tekrar yapmak için şafağı bekliyor

Mutluluk, mutluluk

Dinle, havada zaten

Bizim aşk şarkımız

Mutluluk tadında bir düşünce gibi

Hisset, havada zaten

Daha sıcak bir güneş ışığı

Mutluluk tadında bir gülümseme gibi

Hisset, havada zaten

Bizim aşk şarkımız

Mutluluk tadında bir düşünce gibi






Etiketler

#100.Yıl #29Ekim (1) #8mart (1) #accelerateaction (1) #ağacımadokunma (1) #AilemizinGurusu (1) #anılar (7) #ArtRecreation (1) #ayrıyazılır (1) #bavulculuk (2) #benimadam (2) #BigSis (1) #bing #ai (1) #Caillou (1) #canımbabam (1) #coronatürmort (1) #Covid19Günceleri (3) #Dark (2) #dikkateksikliğisendromu (4) #doğruyazınkardeeeşim (1) #doğumgünü (3) #dünyakadınlargünü (1) #GameofThrones (4) #GeorgeR.R.Martin (5) #göçebe (6) #göçmenkadınlar (1) #gurbetçilik (7) #hemşire (1) #hemşirelik (6) #Hıdırellez (2) #içindenalmanyageçenyazılar (5) #İçindenAlmanyageçenyazılar (3) #içindenciddiyetgeçenyazılar (19) #içindenfilmgeçenyazılar (2) #içindenhüzüngeçenyazılar (1) #içindenistanbulgeçenyazılar (4) #içindenizmirgeçenyazılar (7) #İçindenMatrixGeçenyazılar (14) #içindenmizahgeçenyazılar (70) #içindenmutlulukgeçenyazılar (7) #içindenromanyageçenyazılar (2) #içindenşarkısözügeçenyazılar (32) #içindenşiirgeçenyazılar (17) #ileridönüşüm (2) #kafamaneredenesersekuşağı (5) #karantinahalleri (3) #Kayu (1) #kedigünlükleri (4) #kendimenotlar (8) #kim-olduğunu-bilirsin-sen (5) #küçükbirader (2) #küçükergen (9) #küçükkankam (7) #küçükördek (20) #lakap (1) #lost (1) #Marduk (2) #mercekbulut (1) #mim (10) #mindfulness (1) #mutluluk (2) #mylittlefeltstuff (4) #özürdilerimsezenaksu (1) #RIP (11) #seçmesaçmalar (1) #sevgiligünlük (1) #sevgililergünü (2) #SeziKalkavan (1) #soneryalçınlütfenbanakızma (1) #sonhavabükücü (2) #sonsuztemizlikdöngüsü (5) #şaşkın (42) #ŞaşkınınADHDGünlüğü (7) #ŞaşkınınAÖFmaceraları (10) #ŞaşkınınBayramÇelıncı (4) #şaşkınınsevgililergünüdileği (3) #şaşkınjunior (1) #şaşkınmutfakta (6) #şaşkınya (1) #tatil (1) #telekom (1) #uykusuzluk (1) #ValideSultan (18) #vallahidebunlarhepmizah (1) #yapayzeka (2) ArtRecreation (1)