Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Göbeğimin Kordonu Attım Gitti Ben Onu...Peki Ya İyi Bir Lohusa Şerbeti Nasıl Yapılır?

Elalem çocuğunun göbeğini Oxford’un mu, Harvard’ın mı yoksa Seda Sayan’ın bahçesine mi gömse diye düşüne dursun ananesi bizim kızın yeni düşmüş göbeğini hooop çöpe atıverdi. Allahtan annesi bu duruma hazırlıklıydı da hemen müdahale edip kızını gelecekteki potansiyel çöpçülük kariyerinden kurtarabildi.

Anane böyleyken babanne boş durur mu? O da misafire soğuk su niyetine cinle aromatize edilip soğutulmuş lohusa şerbeti ikram etmek suretiyle neşemize neşe kattı. Gerçi şerbete yanlışlıkla katılıveren cin de en Gordon’undan hakiki cindi de misafir nankörlük edip kıymetini bilemedi o ayrı.

Bizim aileden daha çoook macera çıkar ancak bu kadarı hazır aklıma gelmişken unutmamak adına kısa da olsa tarihe not düşeyim dedim.

Şaşkın Junior

Resim
İçiyor, sızıyor, hıçkırıyor, geğiriyor. Evimizde bir süredir Adsız bir Sütkolik yaşıyor.

Büyük köşe yazarı pozlarında sürekli derin derin düşünüyor ve bir bildiği olsa gerek ki bir yandan da hepimize nah çekip duruyor.

Dövüş sanatlarında usta. Çok pis saç çekiyor, tırmalıyor, sağlam kafa atıyor.

En çok omuzda uyumayı, yıkanmayı ve altı açılınca serbest atış çiş yapmayı seviyor.

Aynı zamanda bir rocker. Brian Setzer'den This Cat's on a Hot Tin Roof'a bayılıyor. Bon Jovi'den I'll be There For You dinliyor.

Sevmedikleri de var tabii. Eldiven giymeyi, uyurken kollarının battaniyenin içinde kalmasını, altının bağlanmasını hiç sevmiyor.

Aramıza katılalı sadece 32 gün oldu ama bütün dünyamız o oldu.

Ela kızım, benim çikin kızım. İyi ki geldin, iyi ki bütün dünyamız oldun. Bir de ortalığı yıkmasan da günler sonra başlayabildiğim şu yazıyı tamamlayabilsem...

Şakacı

Önce ben geliyorum artık dedi, hepimizi iki hafta boyunca ha bugün ha yarın diye diye bekletti. Sonra da ekmek kordondan su anneden yaşamın keyfi daha cazip gelip vazgeçti. En nihayet bugün Küçük Kadın bu duruma müdahale etmeye karar verdi. Bugün adabıyla geldi geldi. Gelmedi yarın cebren ve hile yoluyla dışarı çıkartmaya çalışacağız inşallah bizim küçük şakacıyı.

Hele biz kendisiyle bir tanışalım sonra seyir defterimize de misafir ederiz. Şimdi ne yapsam, ne etsem, kendimi sokaklara mı vursam, Flashforward'ın kalan dört bölümünü mü izlesem bu son özgür saatlerimde???

Karnı Burnunda...Hastane Yollarında...

Bizim kız ilk ben artık geliyorum sinyalini verdi. Artık sayılacak günler değil saatlerimiz kaldı hayırlısıyla. Sinyali verdi vermesine ama tutturdu ananem, teyzem, dayım, halam bi de kuzen gelsin öyle doğacağım diye. Biz de sürecin devamının gelmesi için küçük hanımın keyfini bekliyoruz.

Bir yere kaybolmuyoruz ancak güzel bir mecburiyetten bir süreliğine kapalı olacağız. En kısa zamanda görüşebilmek üzere...

Ablam Ablam

Resim
Saat geç oldu ve aslında bizim artık yatmamız lazım. Ancak küçük hanım eğer teyzesinin doğumgününü kutlamadan yatarsak beni sabaha kadar tekmelemekle tehdit etti. Sabaha bırakırsak sen uyanamazsın sonra çok geç kalırız diye de ekledi. Hem son dediğinde haklıydı hem de sabaha kadar koca patileriyle tepiklenmeyi gözüm yemedi doğrusu.

Üç kardeşin ve bir de Evren’in (!!!) büyüğü olan ailemizin ablasının bugün doğumgünü. Ayrı şehirlerde geçen okul yılları hariç kaç sene var ki ilk defa bugününde yanında olamayacağım. İşte bu yüzden içim biraz buruk. Hal böyle olunca kendisinin on yıl önce bana yaptığı sürprizin benzerini bu defa ben mi ona yapsam o zaman en azından o buraya gelir diye düşündüm. Ona da bizim kız “Hoop şaşkın anne beni karıştırma bu işe. Tamam ben de isterim teyzemle bir an önce tanışmak ama benim burada daha rahatım yerinde” diye itiraz etti. E bu durumda da yazmak ve aramaktan başka yapacak birşey kalmadı.

Ablam ablam bilirim ki sen de benim adam gibi sevmezsin fazla doğumgü…

Stüdyo Tipi Göbekte Dubleks Bebek

Ana kız sessiz sedasız tek vücutta iki kişi gittik ve kazasız belasız öylece de döndük İstanbul’dan. Gezmek değil görmekti sevdiklerimi, özlediklerimi bu defaki yolculuğun amacı. Evde aile saadeti, İstinye Park’ta kadim dostlarla buluşma derken amacına sonuna dek ulaştı.

Tam ucunda gidip tam da zamanında dönmüş olduğumuzu ise döndükten sonra anladım. Fıldır fıldır sokaklarda gezdiğimiz zamanlar meğer artık hayal imiş. Allah beslendiği damarlara zeval vermesin bizim kız maşallah öyle bir büyüyüverdi ki ta İstanbul’a gidip gelen bu bünye iki sokak öteye yürüse nefes nefese kalmaya, azıcık bir iş yapsa yorulmaya başladı. Üstelik bizim mütevazi stüdyo tipi göbekte dubleks boy bebek artık nasıl bir şekilde durmaya çalışıyorsa bir yerde beş dakikadan fazla oturduğumda midesine taş doldurulmuş kırmızı başlıklı kurt gibi de kıvranıyorum. Bilgisayar başında o beş dakikayı doldurduğum için işte yine sağdan sağdan vurmaya başladı bizim velet. En iyisi artık gidip yastıklar arasına gömülüp biraz …

Köprüden Önce Son Çıkış: Küçük Bir İstanbul Kaçamağı

Bu hafta sonu köprüden önce son çıkış misali seyahat edebilmem için son bir fırsatım var. Benim adamın öneri ve teşviği İDO'nun yeni Bursa - Kabataş hattının dayanılmaz cazibesi, benim gezenti ruhum, küçük kankamın ısrarlı çağrışları ve yaşayan bilir İstanbul özlemi ile birleşti 34 haftalık göbeğim ve ben bugün İstanbul'a doğru yola çıkıyoruz. Küçük hanımla da anlaşma yaptık. O beni üzmeyecek ve yollarda sürpriz yapmaya kalkışmayacak ben de çok dikkatli olacağım. Hatta "sen bana değil asıl kendine bak sakar şey" dediğini duyar gibi oldum da duymazdan geldim.

Pazartesi akşam kısmetse tekrar Bursa'dayız. Blogger yine huysuzluk yapıp da bana sayfalarını açmakta direnmezse de aynı zamanda yayındayız.

Bu Hafta Neler Öğrendim: Kendime Uyarılar

Asla

... bir filmin içeriğini tam olarak araştırmadan annenle birlikte izlemeye kalkma. Yoksa romantik komedi diye açtığın filmin ilk sahnesinde baş rol oyuncusunun takımları ile tanışıp ne yapacağını şaşırabilirsin. Hele ki böyle bir hata yaptın asla ve asla filmi izlemeye devam etme. Daha ilk sahnede adam sivildi diyorum devamında ne olmasını bekliyorsun ki? Peter Bretter sonunda Sarah Marshall’ı unutmuş olabilir ama acilen unutması gereken asıl kişi benim.

... hormonların her türlü tavan yaptığı hamilelik, PMS vb. durumlarda P.S. I Love You filmini izleme. Aynı hatayı ikinci defa hiç yapma.

... belli bir marka suyun kaynadığında diğerlerine göre daha çabuk bittiği ya da spagetti makarnanın kırılarak yapıldığında daha çok olduğunu iddia eden annene itiraz etme. Unutma: anne mantığının olduğu yerde ne fizik ne kimya ne de evrensel diğer bilim kanunlarının hiç biri işlemez. Anneler her zaman haklıdır.

... iki anneyle birlikte alışverişe çıkma. Çıkarsan da neler aldırmaya kalktıklarına şaş…

Gördüm... Duydum... Merak Ettim... Şaşırdım...

Resim
Gördüm ki sakal pardon yaz tatilini tamamlayan Ali Kırca ekranlara Şirin Baba kıvamında geri dönmüş. Umre dönüşü sakallı Ertuğrul Özkök görmeye bizi hazırlamak mı istedi yoksa bu konuda öncülüğü Ertuğrul’a kaptırmak mı istemedi merak ettim.

Deniz kenarında kurulu, dört tarafı ve tepesi açık balık lokantasında “rüzgar almayan bir yere” oturmak isteyen bir kadın gördüm. Kadın kaprisinin varabileceği nokta konusunda şaşırdım.

Titanik adında bir düğün salonu gördüm. Tamam bir işletmeye isim bulmak bir çocuğa isim vermek kadar zordur da bir düğün salonuna neden uğursuz gemi Titanik’in adını verilir ki? Bu evlenen çiftlere “iyi halt ediyorsunuz” demenin bir şekli midir? Peki bu düğün salonunda evlenme cesaretini gösteren çiftler ilk danslarını “Kimler Geldi, Kimler Geçti” şarkısı eşliğinde yaparlar mı, merak ettim.

Aynı programda Ahmet Çakar’ı kel, Hasan Şaş’ı saçlı gördüm. Saçsız olanı değil ama saçlı olanı ilk bakışta tanıyamadım. Bu işe hem şaşırdım hem de hangisi hangisine özenmiş merak et…

Tembel, Tombul Koala

Resim
Son bir haftadır gördüğüm her yastığa başımı koyup sürekli olarak uyuduğumdan kendimi tembel, tombul bir koala gibi hissediyorum.
Geçenlerde Evren "seni çeçen sineği mi soktu yoksa?" diye sordu. Kibar ve iyi bir insan olduğum için öyle bir sinek olmadığını yüzüne vurmadım! Zaten hadi diyelim çeçe sineğinin biri hiç üşenmeyip kalktı te Afrikalardan buralara kadar uçtu geldiyse bırakalım da soksun hayvenceğiz, hak etmiştir o kadarını. Bunun için ismini tartışmaya değmez.
Son dört yıldır çocuk suretine bürünmüş bir cüce üzerinde uygulamalı annelik ihtisasını yapmakta olan Dilek ise konuya başka bir açıdan yaklaştı ve "Bugünler ileride uykusuz geçireceğin günler için sana verilen ilahi bir hediye, kıymetini bil kızım" diyerek bu sürekli uyku halimi legalize etmem için teşvikte bulundu. Deneyimli arkadaşların sözünü dinlemek gerek düsturundan hareketle beslenme, boşaltım vb. zorunlu ihtiyaçlar haricinde pek bir güzel uyumaya devam ediyorum. Tek sorun okaliptüs dallarının …

İşte Geldim Burdayım

Halbuki ta cennetten bağlantı kurup haftaya burdayız diye atıp tuttuk ama şartlar yazmaya elverişli olmayınca sözümüz yalan oldu.

"Cennetten indim şehire, sıcak değdi tenime, terliyorum şapır şupur, nerde gircez şimdi biz denize" nağmeleri eşliğinde normal hayata uyum süreci,

küçük hanımın yatak odasının montajı,

pis boğazımın konuyla hiç ama hiç alakası yok, "yedi aylık göbeğinle hala fıldır fıldır geziyorsun, bi otur artık oturduğun yerdecilerin" nazarına gelip bir gece ansızın bastıran kusma ve ishal nöbetiyle hastanelik olma ve adına serum denen ilginç şeyle ilk tanışma,

ve en nihayet haftasonu İstanbul'dan gelen ağır misafirlerimiz derken bir hafta su gibi geçip gidiverdi.

Hastanelik olma ve akabinde patates ve pirinç lapasına talim kısmı can sıkıcıydı belki ama küçük kardeş ve küçük kankamın ziyarete gelişi hepsini unutturuverdi. İkisini de öyle çok özlemişim ki küçük kankamın yaz okulu olmasa bu kadar çabuk dönmelerine kesinlikle gönlüm razı olmazdı. Benim ar…

Küçük Bir Not

Sahip defterini ne unuttu ne kaybetti. Sadece yazamadı. Bu defa her zamanki gibi tembellik de değildi nedeni. Aklı varken vakti, vakti varken aklı yoktu. Buna çılgın teknolojiden uzakta bir cennete seyahat de eklenince defter uzunca bir süre sahipsiz kaldı. Şimdi, tam da denizin kollarına atmadan önce kendini, cennette küçük bir kaçamak yapıp bu durumu deftere not düşmek istedi. Cennette tatilin bitmesine az kaldı. Haftaya yine buralarda olacağız inşallah.

Uykumu Kaçıranlar...

Gece saat onikiyi epeyce geçmişti. Hamileliğin en yeni numarası, her nedense geceleri musallat olan mide yanması belası nedeniyle uzun süre yatakta debelendikten sonra nerdeyse uyumaya hazırdım ki büyük bir patırtı koptu. Önce karşı dairedeki iki buçukluk yercücesi, terörist veledin yeni bir macerası sandım. Kendisi ki boyundan büyük çığlıkları, mutfak tezgahına tırmanıp tencere devirmek gibi marifetleri ile meşhurdur. Derken sokaktan “buraya mı giriyoruz komserim” diye bir ses geldi. Akabindeki gürültülerden anlaşıldı ki istikamet bizim apartman, hedef karşı daire, vukuat ise aile içi şiddetli kavga idi. Her ne olmuşsa olmuş nazik ve sakin görünümlü komşularımız kapıya polisin dayanmasıyla sonuçlanan şiddetli bir kavgaya tutuşmuştu. Ufaklığın çığlıklarıysa bu defa yaramazlıktan değil korkudandı. O ufaktı, belki de o geceyi ileride hiç hatırlamayacaktı ama aklım ister istemez yedi yaşındaki ablasına takıldı kaldı. Onunla birlikte gözümün önüne geldi kendi yedi yaşım, evdeki kavgaları …

Babam Derdi ki...

Yeni doldurmuş olduğum tuz kavanozu elimden hızla düşüp tuz buz olurken kulağımda yankılanan telefonla konuşmakta olduğum Evren değil babamın sesi oldu: “tek elle göt yıkanır evladım”.

Rahmetli babam bilge adamdı. Az ama öz, biraz da argolu konuşurdu ancak sözleri kendine has mizah anlayışıyla renklenen küçük küçük hayat öğretileri de içerirdi. Bana göre işte bu da onlardan biriydi. O yıllar “siyaseten doğruluk” kavramının memleket sınırlarına henüz uğramadığı eski güzel günlerdi. Bu nedenle bu cümleden ne tek elliler gocunurdu, ne de söyleyen lafın bu şekilde algılanabileceğini düşünürdü.

Dikkat dağınıklığı sendromundan muzdarip ancak o yıllarda bu kavram da henüz hayatımıza girmediğinden “sadece” dikkatsiz ve hatta baştan savmacı sayılan, üzerine bir de felaket derecede sakar olan kızına bir işi yaparken dikkatli olması ve sadece o işi yapmasını hatırlatan uyarılardan biriydi en fazla.

Benzer bir durum karşısında valide sultandan duyduğum cümleyse, ki çok defalar işitmişimdir, daha kib…

Canımın Yarısına...

Biliyorum sen hiç sevmiyorsun. Bu nedenle kutlamak da yasak, hediye de, benim pişirmeyi çok sevdiğim için yapmaya bahane aradığım pastalar da.

Bense bugünü çok seviyorum. Tek bir sebepten. Senelerden bir sene yine bugünken yarımımı tamamlamak üzere dünyaya geldiğin için.

Evet söz verdim ama kutlama(ma) için, hediye için, pasta için... Sözüm blogdan dışarıydı o yüzden bu sayılmaz :))

Sevgili benim adam,
canımın yarısı,
kızımızın babası,

İyi ki doğdun,
İyi ki canımın yarısı oldun
Seni çok seviyorum.

Her Tatilin Bir Bitişi Var

Her gidişin bir dönüşü, her tatilin bir bitişi var. Denizi, güneşi Ruslara bıraktık döndük geldik evimize. Artık klasikleştiği üzere her tatil dönüşü mim cadısı bir mim bırakıp bizim kapının önüne kaçıyor. Yine baktık ki, yok itiraf ediyorum bakmamıştım bile telefonda öğrendim, nur topu gibi bir mimimiz olmuş. Benden âlâ saçmalayan mı var, iki yazıda bir saçmalıyorum zaten dedim dinletemedim. Onlar seçmeymiş, ille ki özel bir saçmalama yazmak gerekirmiş. İyi de yediğin içtiğin göbeğine yarasın bize gördüklerini anlat diye yalvaran, günlerdir ihmal ettiğimiz bir kısım okuyucumuz da var. Onları da düşünmek lazım değil mi efenim. O bakımdan özel olarak saçmalama bir sonraki yazımıza kalsın diyerek bugünkü konumuza bir girizgah yapalım artık. Tamam, tamam onu da itiraf ediyorum yok öyle bir kısım okuyucu. Böyle yazınca daha bir fiyakalı oldu gibi geldi, içimdeki şöhret canavarı uyandı, kendimi önemli bir yazar falan gibi hissettim.

En son ben can sıkıntısından hafif çaplı saçmalıyordum ve …

Seçme Saçmalamalar

Aslında Özgür Kız Nil’in maden suyu reklam cıngılı ile Ajdar’ın Çikita Muz’u arasındaki müthiş benzerlik hakkında bir güzelleme yazmaya niyetlenmiştim ama geç kalmışım. Meğer ben reklamı izleyene kadar bu benzerlik çoktan sanal aleme mevzu olmuş, bugün de (yazıyı yayına verene kadar dün oldu) gazetelere düşmüş. Ajdar’ın kıymetini bilmeyenler, hor görenler utansın ben daha ne diyim. Evet hep birlikte söylüyoruz: muz gibiyim muz muuuuz...

***

Ahmet Çakar’ın yarışma programında Denizci Sinbad’ı Andersen’in masalı, Hamlet’i İskoç Kralı, Portekiz’i Afrika’da bir ülke zanneden yurdum insanlarını gördükçe sarışınlığımdan şüpheye düşüyorum.

***

Ne zamandır yoktu sanki ortalıklarda. Altın Kelebek ödül töreni kırmızı halı merasiminde görüyorum ve zaplamaya anında son veriyorum. Ben büyüyünce Gönül Yazar olmak istiyorum.

***

Allison DuBois da gaipten rüyalar görüyor ama o gördükleriyle cinayetleri falan çözüyor. Kendisinden rüya tabirleri üzerine özel ders almak için teşebbüste bulunmayı planlıyorum. …

Abur... Cubur... Obur... Azıcık Yesem Ne Olur?

Şu an itibariyle kafamı içi ruffles dolu koca bir kasenin içine daldırmak istiyorum. Evet, evet tam olarak bunu yapmak istiyorum. Bunu yapmam için gereken tek şey kapıyı açmak, asansöre binmek ve hemen aşağıdaki bakkala gidip bir koca paket ruffles almak. Peki beni engelleyen saatin gece onbire yaklaşmış olması mı? Hayır. Saat hiç bir zaman engel olamadı. Peki ne? Korku. Korktuğum kim? Yarın sabah 9'da beni bekleyen o küçük kadın. Evet itiraf ediyorum o küçük kadını sevmekle birlikte fena halde de tırsıyorum. Sabah tartıya çıktığımda sırf gece yemiş olduğum ruffleslar yüzünden fazla çıkmaktan ve yine fazla kilo almışsın diye azar işitmekten korkuyorum! Keşke bu sabah tartılmış olsaydım diye düşünüyorum. Yarın sabah bugünkü kilomu söylerdim, rufflesların marifetinden haberi olmazdı diye düşünmeye devam ediyorum. Derken aklıma dün yediğim çiğ börekler geliyor. Tüh bu sabah da olmazmış ya perşembe günü mü tartılsaydım acaba? Ama anane onları ufacık ufacık yapmıştı. Tam da annemin yap…

Tebdili Mekanda Ferahlık Var mıdır Ya da Bir İnsan Bir Ahir Ömre Kaç Taşınma Sığdırabilir?

Bir ailede herkesin farklı ilgi ve uzmanlık alanları vardır. Bizim ailede de farklı ilgi ve uzmanlık alanları olmakla birlikte bir de ortak uzmanlık alanı vardır ki o da taşınmak. Bir kolu Kafkaslar’dan diğer bir kolu Rumeli’den gelen sülalemizin reenkarne olmuş göçebe ruhları bizim ailede vücut bulmuş olsa gerek ki bir evde fazlaca oturunca bize rahat batar. Bize batmasa kozmoza batar, ille ki taşınmamız için bir neden bulur, koyar önümüze. Dolayısıyla eşya toplama, kırılma çizilme vb. hasarlara mahal vermeyecek şekilde paket yapma, taşıma, yerleştirme gibi konular bizim için dünyanın en sıradan işlerinden biridir. Atalarımız nur içinde yatalarımız tebdili mekanda ferahlık vardır buyurmuşlardır buyurmaya da öte yandan bir insan bir ahir ömre kaç taşınma sığdırabilir? Şu dünyaya gözümü açtım açalı sadece İzmir’de 7 taşınma yaşamışlığım bulunmakta. Bunu üniversite yıllarımda beş yıl boyunca konakladığım öğrenci yurdundaki taşınmalarım takip etti. Her sene ekim ayında İzmir’den Eskişehi…

Şaşkın'ın Telekom'la İmtihanı

Resim
En son geçen sene İstanbul’daki evimden taşınırken telefon ve adsl hatlarını kapatmak için yolum düşmüştü Türk Telekom’a. Hat iptali açtırmaya oranla daha az yapıldığından olsa gerek hem fazla sıra beklememiş hem de hızlı bir şekilde yaptırmıştım işlemlerimi. Özelleştirme sonrası hizmet kalitesindeki değişim ise dikkate değerdi ya da bana öyle gelmişti, sadece bir yanılsamadan ibaretti.

O gün telefon hattımı kapattırıp Bursa’ya taşınmadan önce bir süre geçici sığınma talebinde bulunduğum ablamın evine geldikten yarım saat kadar sonra cep telefonum çaldı. Türk Telekom’dan arayan bir yetkili telefonumu kapattırma nedenim ile ilgili küçük bir anket yaptırdıktan sonra yeni bir kampanyalarından bahsetti ve istersem hiç bir ekstra işlem yapmama gerek kalmadan bulunduğum yeni adrese yeni bir hat bağlayabileceklerini söyledi. Sanal telefon adı verilen bu uygulamaya göre Türkiye’nin herhangi bir yerinden çağrı merkezi numarasını arayarak, bir şifre yardımıyla bu hattımdan yararlanabilecek, yüzd…

Manasız Yazı

Resim
İstanbul'da geziyordum yazmadım. Döndüm geldim kürkçü dükkanına yorgundum yazmadım. Sonra 19 Mayıs'tı, resmi tatildi, yazmadım. Ananede misafircilik oynadım yazmadım. Küçük kız kardeşe doğumgünü pastası yaptım, hediyemi aldım kutlamaya gittim, gün bitti yazmadım. Huysuz blog komşusundan azar işittim yine yazmadım. Aylar sonra tırnaklarımda kırmızı ojelerim oldu küçük kız çocukları gibi onlara bakarken bir baktım yine gün bitmiş yazmadım. Derken gece oldu gün cumartesi ile kavuştu, haftasonu geldi. Bizim tükkan haftasonları ille ki kapalı olur. Kendi kendine kapanma özürlü kurutma makinesi nöbetinde olduğum şu uykusuz gece bahanem olsun bu manasız yazıya, en azından kıyısından yakalayıp bu haftayı yazısız bırakmayayım dedim... Yaza yaza bunları yazdım.

Son olarak bu çocuk benim gelecekteki çocuğum olabilir mi, geleceğin fotoğrafı şimdiden çekilebilir mi çok ama çok merak ediyorum.


Mim Cadısı Bi Rahat Bıraksan Diyorum Ya

"Blogumu okumuyor musun?" diye çemkirdi. "Ne okuycam tatildeyim kızım ben" dedim üste çıktım hemen. Aman biliyoruz hep tatildeyiz de İstanbul'dayım kardeşim bu sefer. Gidilecek bir sürü yer, görülecek bir sürü kişi var. Hem bilgisayar kullanımı açısında da deplasmandayız. Meğer yapacağını yapmış mimlemiş beni yine, ondanmış çemkirmesi. Yahu yüz kişi var listende arada değişiklik yap başkaları da sebeplensin diyorum. Yok bana mısın demiyor. Kadın bayılıyor beni mimlemeye, zevk alıyor. Bir de demez mi bunu yaptım yetmedi, bir tanesi daha geliyor diye. Dün şahsına da dedim ama buradan da açık seçik beyan ediyorum güzel kardeşim hele hele o dekorasyon mimi gelsin beni bulsun var ya gazabım büyük olur. Mutluluk ve sevgi kelebeği olmak üzerine ne kadar mim konusu varsa bulur salarım üzerine, mutlulukla zehirlenir, görürsün o vakit gününü!

"Ölmeden önce ve yahut hemen okumak istediğim 10 kitabı"ı sormuşsun ya işte beni tanıyan biri olarak öncelikle buna şaşı…

Benim Annem Güzel Annem... Bir de Küçük Kardeşim... Sizi Ben Pek Çok Severim...

Bizim ailede mayıs ayı demek ard arda gelen kutlamalar demek. Mayıs Hıdırellez ile başlar, 9’unda annemin, namı diğer Hayruş Sultanın doğum günü, 10’unda küçük kardeşin doğum günü ve en nihayet anneler günü ile devam eder. İşte bugün bunlardan ikincisi, sevgili Hayruş Sultanımızın doğum günü. Kendisi ancak cep telefonundan konuşabilme ve mesaj okuyabilme düzeyinde bir teknoloji kullanıcısı olduğundan internet dünyasına da uzak. Dolayısıyla burada yazdıklarımı okuma şansı da yok. Bu nedenle kendisine buradan nameler dizmek yerine akşam boynuna sarılıp, öpüp kutlamak üzere İstanbul’a doğru yola çıkıyorum.

Gelelim sevgili küçük kardeşe, ki kendisi bu sayfaları ziyaret etmekte ve Adsız rumuzuyla müstesna yorumlarda bulunmaktadır. Yarın da seni öpeceğim yanaklarından amma buradan bir iki satır bir şeyler yazmadan da geçemedim. Ulan bunca sene aynı evde başımın etini ütüledin, eve kız atacam diye habire evden kovdun, sabahları uyandır dedin uyandırmaya çalışırken türlü türlü sakatlık tehlike…

İçim Pırpır Eder Hıdırellez Zamanı

Resim
"Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyas’la karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar, arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa... Kıyametin habercileri Hızır’la İlyas olacaktır.

Hızır’la İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. S…

Bir Bardak Demli Çay

Resim
Çay severim sevmesine ama tiryaki sınıfına da sokamam kendimi. Çay içmeyince başının tuttuğunu iddia eden valide sultanın aksine bir ince belli bardak dahi içmeden nihayetlendirdiğim günler çoktur ne de olsa. Ancak güzel demlenmiş bir çayı da başka hiç bir sıcak içeceğe değişmem. Sapanca’da farklı farklı yerlerde içtiğim güzel çayların ardından farkettim ki dışarıda yiyip içtiğim her türlü mekanı öncelikle gelen çayın kalitesine göre değerlendiriyorum. Çay güzel geldi mi aklımda kalan ne pastanede yediğim böreğin ne de lokantada yediğim yemeğin tadı oluyor. Bir tek güzel demlenmiş bir çay orayı benim için vazgeçilmezlerden biri haline getirebiliyor. Aksine kötü bir çay benim için o mekanın tüm albenisini bir anda söndürebiliyor.

Çok kolay gibi görünür ama iyi bir çay demlemek özen ister. Kullanılan çay ve suyun kalitesi, miktarı, demleme ve kaynatma süreleri bir çayı vezir de edebilir rezil de. Kimi yerde küçücük bir ayrıntı, kimi yerde sıradan bir ikram olarak görülen çay belki tam da…

Tatil Sonrası ve Tadı Damağımda Kalanlar

Sapanca, dostlarla buluşma, göl kenarında hoş sohbetler, bülbül sesleri, tertemiz bahar havası, güzel çaylar, şehre dönüş, herkes çalışırken avare şehir gezmeleri, Türkiye’nin en çok çalışan devlet memuru (!) dostumu bir hafta içerisinde bir de değil iki defa görebilme mutluluğu, sabahları nefis kahvaltılarla şımartılma, Serkan Kasap’ta et yemenin dayanılmaz hafifliği, ilk üç ay bitti bitecek olmasına rağmen hiçbir şeye aşermemiş olmamın açığını bir sabah benim adamın büyük ekran tv aşermek suretiyle uyanarak kapatmaya çalışması, neticesinde lcd mi yoksa plazma mı alsak konulu Bursa turları, House ve Lost’un yokluğundan ötürü kesat giden haftada tekrar sahalara dönen Grey’s Anatomy’nin yeni bölümü ile bir nebze olsun nefisleri köreltme... Eş kontenjanından 10 günlük harika bir tatilden satır başları...

Bir gün gelecek gezginler gezgini koskoca Şükriye Sultanın torunu gezmekten yorulacak deseler hayatta inanmazdım ama itiraf etmek gerekirse artık çift kişilik olan bünyeye bu kadar gezm…

Karışık Turşu Tadında Bir Yazı

Resim
Ben çocukken siyah beyaz, tek kanallı televizyonlarımızda Küçük Ev adında bir aile dizisi yayınlanırdı. Laura Ingalls ve ailesinin 19. yüzyıl Amerikasında geçen hayat hikayelerini anlatan bu dizi o yılların en önemli toplumsal olaylarından biri olmuştu ülkemizde. Laura Ingalls evlerimizin küçük kızı, Michael Landon’ın oynadığı baba Charles ise örnek baba modeli olmuştu. Dizi o kadar sevilmişti ki hani mümkün olsa, olsa da nüfus memurları hop demese bugün Laura isimli bir çok arkadaşımız olabilirdi belki de. Durup dururken nereden aklına geldi bu Küçük Ev şimdi derseniz sebebi beynimin gereksiz bilgiler depolama merkezinde yer alan bir sahnesi olmakta ki konuya böyle ta en başından girdiysem hem gevezelikten hem de nostalji olsun diye. Bir gün önce ne yediğimi hatırlamam çoğu zaman ama izlediğim bir filmi, okuduğum bir kitabı üzerinden yıllar geçse de unutmama gibi sonuçlar veren garip bir fotografik hafızam var. Bu bilgilerin tamamını ise işte demin bahsetmiş olduğum gereksiz bilgiler…

Utanıyorum

Fikirleri sizden ayrı bile olsa kanser hastası olan biri için "Ergenekonculara ödül verirken turp gibiydi!" başlığını atan sözde müslüman özde yüreği çirkin insanlar her gece dua edin ki Allah sizleri kemoterapi ile ıslah etmesin. Bırakın fikri, siyasi ayrılığı insan olan bir insan düşmanı için bile böyle bir şey düşünemez, düşünmemeli. Kalbi, vicdanı bu kadar kirli, kötülük dolmuş insanların bunu bir de dini kullanarak yapmaları ise en acı olanı. Eğer bu başlığı atanlar insan olduklarını iddia ediyorlarsa ben insanlıktan İSTİFA ediyorum ve onlarla aynı havayı soluduğuma bile UTANIYORUM.

Türkiye'nin aydınlık geleceğini karanlığa boğmaya çalışan yobazlara cevabı yine Türk halkı verecektir. Ben hala ÜMİD EDİYORUM.


Bu seyir defterinin amacı ne politika ne siyaset yapmak ne de birilerine bir takım fikirleri empoze etmek olmadı hiç bir zaman. Aksine hayatı gırgıra alan yazılar yazmak, gündelik hayatın sıkıcılığına birazcık gülümseme katabilmek istediğim. Ancak öyle bir an ge…

Mazeret Kağıdı

Memleketi ziyarete Mistır Prezidınt Obama gelmiş. Peh. Ben misafire misafir demem misafir benim olmadıkça. Herkesin misafiri kendine diyelim biz kendi misafirimize bakalım. Valide Hayruş Sultan hanım ilk resmi ziyaretini yapmak üzere şehr-i İzmir'den gelip hanemizi onurlandırmış bulunmaktalar. Hüseyin Abdullah'ına ne hediye getirmiştir bilmiyorum ama bu ziyarette bendeniz gevrek, boyoz ve en hakiki - öz İzmir enginarı ile taçlandırıldım. (Pis İzmirli sen de, ille ki İzmirli kimliğini bir yerlere sıkıştıracaksın. Gevrekmiş, boyozmuş. Gevrek dediğin bildiğin simittir, boyoz içi boş börek, enginarın da yaprakları yenmez. Höyt çık bakiim aradan seni mendebur, asfalyalarımı attırma benim. Gevrek gevrektir gevrek kalacaktır, boyoza kalkan eller kırılsın, enginarın yapraklarını atanlar utansın)

Neyse yediğim içtiğim bana kalsın sebebi yazımızın amacı valide Hayruş Sultan hanımın ilk resmi ziyaretinin yazınsal hayatımız üzerindeki etkileri olmakta. Hayruş Sultan Bursa'ya adım ata…

Ah Bir Yazar Olsam... Daba Daba Dam..

Resim
Beni bahar uykumdan kaldırmaya pek kararlı görünen Nily mim olmuş gelmiş ve “Bir gün bir kitap yazacak olsan ne yazmak isterdin?” diye sormuş. Kendisine lafı mı olur, hele ki mim senden gelmiş yazmaz mıyım hiç diye şirinlik yaptım yapmasına da bir yandan da karalar bağladım. İki sayfalık kompozisyon yazma ödevi verilse onbeş gün düşünüp onbeş günde ancak birşeyler yazacak olan ben konu kitap olunca aman aman ne haddime dedim, “ne isterdimi” bir kenara koydum ve konuyu doğruca hayalgücüme havale ettim.

Hayalgücü bu ya dedi ki “Şaşkın, gel romantik-bilim-kurgu-komedi tarzında bir roman yazalım.” O nasıl oluyor ki diye sordum eksik olmasın başladı anlatmaya.

Yıl 3750. Meg Ryan ile Tom Hanks iki ayrı galaksinin insanıdırlar. (Şaşkın sen yine şaşırdın. Ne Meg’i ne Tom’u? Film senaryosu değil kitap yazman gerekiyor diyenler olacak ki haklı olarak, devam etmeden önce bu konuya açıklık getirelim. Yazarımız Şaşkın hanımın çocukluğundan beri okuduğu tüm romanlardaki karakterlere birer suret verme…

Kendimle Hasbihâl

Resim
- Hem tembelsin hem de maymun iştahlı. Üstelik en delişmen yaşlarında bile 2 gün üst üste günlük tutmayı becerememişsin. Blog yazmak senin neyine.
- Öyle deme bak bozuluyorum. Hem yazmıyorsak mazeretimiz var.
- (İç ses) Dur bakalım bu sefer ne çıkacak altından, merakla bekliyorum.
- Bahar yorgunluğundan muzdaribim. Elimi klavyeye dokundurasım yok. Hatta bıraksalar sürekli uyuyasım var.
- Bahar geldi yorgunum, yaz geldi sıcak, kış geldi soğuk. Senin bahaneler bitmez ki! Tembelsin işte kabul et.
- Yahu sen de gelmesene bu kadar üzerime üzerime. Her gün yazacak mevzum olsa gazetede köşe yazarım, üzerine bir de para verirler.
- Hani güncel mevzu boldu sende? Bela mıknatısıydın, uzaylılar dünyayı istila etse ilk sen görürdün, sakarlıklıklarının eşi benzeri yoktu? Yok mu şöyle heyecanlı yeni maceralar?
- Yok valla bir haller oldu bana. Yıldızlarım yer mi değiştirdi ne, normal bir insan oluyorum galiba bu yaşımdan sonra.
- İyi ya işte normal insan olmakla ilgili izlenimlerini yaz o zaman.
- Dur hel…

Ayrı Yazılır Kardeeşiiim

Resim
Dahi anlamındaki “de”leri ayrı yazmayan birisiyle mi karşılaştınız? Onu uyarın, kınayın, hatta saçını çekin, kalemini alın, bir daha vermeyin… Sonra bir daha düşünün ve hayata dokunun: bu dünyada olması gerektiği gibi olmayan ne çok şey var değil mi? Ayrı yazılmayan dahi anlamındaki “de”lerden böyle rahatsızlık duyabiliyorsa bir insan, hayatı güzelleştirmeye de adaydır bizce.İletileriyle bu çalışmaya destek veren arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürler. Bize yazın, sizi duyuyoruz biz!
“Bir ufak mesaj neye yarar ki!” demeyin. Siz “Kelebek Etkisi” nedir bilir misiniz?


Yukarıdaki satırların sahibi ben olabilmek isterdim ama malesef değilim. Son derece takıntılı olduğum bu konu üzerine bir yazı yazmaya oturmuşken rastladığım ve çok beğendiğim bu siteden alıntıladım. Site uzun zamandır güncellenmemiş belki ama mevcut haliyle de konuyu son derece güzel bir şekilde ele alıyor ve dikkatleri gramerimizin bu belki de en çok ihmal edilen konusuna çekme adına çok değerli bir iş yapıyor.

Bana göre çok değ…

Kozmozdan Dilek ve Temennilerim

Malum seçim dönemi. Adaylar vaad listeleri açıklayıp duruyorlar. Bu garibin de canı çekti, e onun vaad listesi yapacak hali yok ya o da istek listesi hazırladı bir tane. Ha bu listenin belediye seçimleriyle ne alakası var diye atlamayın canım hemen öyle. Sanki ben belediye başkanlarına istek göndereceğim de onlar da lafı mı olur Şaşkın hanım emriniz olur diyecekler. Konuya bi yerden giriş yapmam sonra da bağlama çekmem gerekiyor ya seçimden falan gireyim artizlik olsun dedim. Ben istek listemi Kozmoz'a hitaben yazdım bunu da Muro'dan arakladım.

Kozmoz'dan Dilek ve Temennilerim Listesi:

- Mart ayı kış mevsimine dahil edilsin, bu konuda kanun hükmünde kararname yayınlansın istiyorum.

- Lost haftada 3 gün yayınlansın ve lütfen artık bir sonuca varsın istiyorum. Yetmiyor "Nalet Olsun İçimdeki Lost Sevgisine" başlıklı bir yazı yazmak istiyorum.

- Yemekteyiz Hasan bey ile Semra Kaynana evlensinler, teknolojinin uğramadığı uzak bir diyara balayına gitsinler, uzun bir süre g…

Suçlu Meğer Benmişim

Resim
DEVLET Bakanı Mehmet Şimşek, "İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor" dedi.

Bak şimdi, meğer memleketteki işsizliğin nedeni benmişim haberim yok. Sabah sabah iyi oldu bunu öğrendiğim. Bir silkeleneyim de kendime geleyim. Hani geldim Bursa'lara, bir de utanmadan iş arıyorum ya kadın başıma, işsizlik oranının suni bir şekilde artmasına neden olmak suretiyle utanmadan ortalığı karıştırıyormuşum. Acilen yüce hükümetimden özür dileyip, evimin kadını olmalı, bol bol bebeleyip vatana faydalı mücahitler yetiştirmeliyim. İyi oldu bak bugün güne erken uyandığım. Zararın neresinden dönülse kârdır.

“...Türkiye’deki işsizlik oranı artışı ile ABD’deki işsizlik oranı artışı arasında dağlar kadar fark var. Amerika’da işi olanların, bunu kaybetmesi sonucu bir işsizlik var. 5 milyon kişi şu anda bir önceki yıla göre işten çıkarılmış...”


Devletin TÜRKİYE İstatisti…

Dönüşüm Mim'lendi

Resim
İyi ki bir haftacık kaçamak yaptık, gelir gelmez mim'lenmişiz. Başımın mim belası Evren hanım bu defa da lakaplarım nelermiş diye sormuş. Şimdi yazmasak mim polisi kapıya dayanıyor. Madem öyle buyrun bunlar da benim lakaplarım...

***
İlk lakabımı nerdeyse doğar doğmaz almışım. Bembeyaz, kabak kafa bir şey olmamdan ötürü önce gerçek adım sonra da "Casper" okunmuş kulağıma.

Yedi yaşımda gözlüklerle tanışmam çocuk dünyasında "dörtgöz" olarak çağrılmama neden olmuş; akabinde bunu söyleme cüretinde bulunanları dövmem ve bunu yaparken de bol bol gözlük kırmamla sonuçlanmıştır.

Üç tane hanım hanımcık, kız gibi kızı olan, dolayısıyla beni bir türlü o sınıfa sokamayan komşumuz Yurda teyze tarafından, yurdumun bazı yörelerinde sarı saçlı erkek çocuklarına uygun görülen, "sarı pipi" tabiriyle çokça çağrılmışlığım olmuştur sonraları. Onu da dövme teşebbüsüm olmuştu ama annem buna mani olmuştu!

Annem “kınalı kuzum” diye severdi küçükken, babam "sarı kızım". D…

Küçük Bir Kaçamak

İstanbul'dan gelen acil durum çağrısı üzerine topladım bavulumu, yedi tepeli şehre gidiyorum. Görevim çocuk bakıcılığı olup bana kim bakacağı konusu esrarını korumakta. Benim adam orada uslu olmamı, küçük kankamla bir olup çok kudurmamamı, küçük kardeşin sözünü dinlememizi ve yaramazlık yapıp ona laf getirmememizi sıkı sıkı tembihledi. Bir sonraki gidişim küçük kardeşin ziyaret sonrasında vereceği raporun sonucuna göre değerlendirilecekmiş. Hanım kız olup dinledim sözünü, uslu duracağıma söz verdim. Söz verirken gizlice ayağımı kaldırıp, orta parmağımla işaret parmağımı kilit yaptım görmedi.

Nerelerde diye merak eden olursa tükkanı kapamadık, az gittim dönücem.


Benim İçin Mutluluk...

Resim
******* Hile yaptım ama kötü değildi niyetim. Benim için mutluluk dedim, üç nokta koydum sonuna, mim dedim ve Evren'e gönderdim. O da ne yaptı, bana geri gönderdi. Konu mutluluk olunca kalem başladı, gerisi yürekten hızla aktı geldi.

*******
Üniversite yurdunda posta kutuları harflerle ayrılmıştı. Her gün bir umut bakardım Ş harfi kutucuğuna. Bir gün gözlerime inanamadım gelen mektuba ve heyecanla hafifçe de yırtarak ucundan açtım zarfı.

“Seni ve Neslihan’ı hepinizi çok seviyorum fakat bu sevgimi sizlere ifade edemiyorum. Bayramda geleceğini işittim çok sevindim. İnşallah geldiğinde bol bol hasret gideririz. Kendine iyi bak, bizleri sakın merak etme. Hepimiz çok iyiyiz. Sizlerin hasretliğinden başka bir problemimiz yok. Para durumunu biliyorum. Bir ihtiyacın olursa bana yaz. Malumunuz üzere Haziranın başında üç aylığımı alacağım. O zaman hepimiz rahatlarız. Ancak çok müşkül durumdaysan bana bildir. Gözlerinden öperim. Hep kalbimizdesin, unutulduğunu zannetme” diyordu. Artık kalem tu…

Ismarlama Yazı

Resim
Birer kahve eşliğinde bolca sohbet ile geçen iki güzel saat sonrası evime geldim. Bana eşlik eden en az benim kadar dalgınlığıyla meşhur dostum ısrarla girdiği yanlış yollar neticesinde hala eve dönüş yolunda. Biliyorum ki o da eve gider gitmez kendini bloğunun başında bulacak. İşte tam da bu nedenle o evine ulaşmadan ben ona bir mim göndermek istedim. Çok emin değilim ama mim'in kuralı galiba konu ile ilgili ilk olarak kendin yazmak ve sonra bir diğerine paslamak. Ancak müsadenizle bu kuralı bir defalık bozup doğrudan Evren'e göndermek istiyorum o evine ulaşmadan. Konu mutluluk sevgili Evren. "Mutluluk benim için" diye başlasam konuya ve sonuna üç nokta koysam nasıl tamamlarsın o güzel kalemin ve kalbinle? Ben bilsem güzel şeyler düşünerek yatacağını bu gece uykuya ve bizi de neşeli bir yazıyla başlatacağını sabaha.

Fotoğraf: Happiness by Petra Kozina Halcakova

Kendime Bir Öğüt

Resim
“Yaşamın perde aralığında daima bir aydınlık vardır. Yeter ki siz perdeyi kapatmayın. Krizler her zaman var, eskiden de vardı. Önemli olan güçlü olmak, yaşama abanmak.”
Prof. Dr. Üstün Dökmen

Küçük sandığımız şeylerde aslında büyük hayat dersleri olduğunu bizlere göstermekten yılmayan Prof. Dr. Üstün Dökmen'in bu sözlerini zihnimin en derinlerine yazmakla kalmadım; bir gün olur küçük deliklerden sızar da unutursam diye kendime öğüt yaptım, seyir defterime ekledim.

Fotoğraf: Window by Ursula I Abresch

Bahara Özlem

Resim
şehir grilere bürünmüş
penceremdeki ulu dağın
karlı yeşil yamaçları
görünmez olmuş

mart ki takvimde bahar
iklimde kış
özledim
yeşili, sıcağı


Ben Sadece Vişne Soda İçmek İstemiştim

Resim
Memleketi büyük bir heyecan ve merak fırtınası sarmış. Uzun zamandır anlatmaya ara verdiğim sakarlık maceralarım dört gözle beklenmekteymiş. Hayranlarıma olan saygımdan en dumanı tüten maceramla işte yeniden karşınızdayım.

Güzel ve sakin geçen bir akşam. Bastıran harareti dindirmek için vişne soda yapmak üzere mutfağa doğru yol alınır.

Hikayenin normal insan versiyonu: Buzdolabı açılır. Ana malzemeler vişne suyu ve soda çıkarılır. Bardağa gerekli ölçülerde itina ile doldurulur. Afiyetle içilir.

Şaşkın Kova versiyonu: Buzdolabı açılır. Ana malzemeler vişne suyu ve soda çıkarılır. Bu sırada dolapta uzun zamandır beklemekte olan ve artık yeme toleransı aşılmış bazı gıda maddeleri fark edilir. Göz görünce gönül katlanmaz. Derhal temizleme operasyonuna girişilir. Düdüklü tencerenin tabiatına uygun yapılamadığından çorba kıvamında pişen türlü yemeği artığının kapağı açılmak istenir. Kapak kapak değil Pandoranın Kutusu mübarek. Küçük bir hareketle içindekiler tüm mutfağa, üste başa saçılır. Üst…

Beklemek

Resim
bir testin sonucunu
bir hastanın başucunu
bir filmin sonunu
aşkının mektubunu
bir bebeğin doğumunu
uykusuzken günün doğuşunu
...
beklemektir
hayatta
en zoru


Fotoğraf: Waiting by Giorgio Lorcet